Canım Kadın,

Bazen bir ailede herkesin alıştığı düzeni ilk sorgulayan kişi, ailenin en “sorunlu” kişisi ilan edilir.

Çünkü sen sustukları şeyi söylersin.

Görmezden geldikleri şeyi görürsün.

“Bizde hep böyleydi” denilen yerde, ilk kez “Neden?” diye sorarsın.

Ve bazen yalnızca bu soru bile bütün düzeni rahatsız etmeye yeter.

Oysa aile içinde yıllarca taşınan bazı davranışlar, korkular, iletişim biçimleri ve roller bize fark etmeden aktarılabilir.

Bir kadın sürekli susuyorsa, başka biri herkesi memnun etmeye çalışıyorsa, bir diğeri bütün yükü üstleniyorsa; bunların hepsi yalnızca “karakter” meselesi olmayabilir.

Bazen çocukluğundan beri öğrendiğin bir hayatta kalma biçimidir.

Bazen annenin taşıdığı yükü sen devralırsın.

Bazen babanın öfkesini normal kabul edersin.

Bazen ailede kimse sınır koymadığı için sen koyduğunda “değiştin” denir.

Ama değişmek her zaman kötü bir şey değildir.

Bazen değişmek, senden önce gelenlerin taşıdığı bir yükü senden sonrakilere bırakmamaya karar vermektir.

Canım Kadın,

Terapiye gitmek, destek almak ya da kendini anlamaya çalışmak “ben sorunluyum” demek değildir.

Tam tersine, “Bana ait olmayan yükleri artık fark etmek ve kendi hayatımı bilinçli şekilde kurmak istiyorum” diyebilmektir.

Çünkü aile sistemini tek başına değiştirmek zorunda değilsin.

Ama kendi sınırlarını, seçimlerini ve davranışlarını değiştirebilirsin.

Ve bazen iyileşme, bütün ailenin değişmesini beklemek yerine kendin için farklı bir yol seçmekle başlar.

KÜÇÜK BİR FARKINDALIK EGZERSİZİ

Bir kâğıda şu cümleyi yaz:

“Ben ailemden ne öğrendim?”

Aklına gelenleri sansürlemeden yaz.

Sonra ikinci soruya geç:

“Bunların hangisi bugün benim hayatıma hizmet ediyor, hangisini artık taşımak istemiyorum?”

Son olarak kendine şunu sor:

“Benimle birlikte hangi döngü sona erebilir?”

Bir davranış seç.

Bir sınır.

Bir iletişim biçimi.

Bir düşünce kalıbı.

Ve bugün yalnızca onun üzerinde çalışmaya başla.

Çünkü zinciri kırmak, geçmişi reddetmek değildir.

Geçmişin seni yönetmesine son vermektir.

Canım Kadın,

Sen ailenin “fazla hassas” olanı olmayabilirsin.

Belki de ilk kez gerçekten hisseden kişisin.

Sen ailenin “asi” kadını olmayabilirsin.

Belki de ilk kez kendi sınırını çizen kişisin.

Sen ailenin “sorun çıkaranı” olmayabilirsin.

Belki de yıllardır konuşulmayan sorunu görünür hale getiren kişisin.

Ve unutma:

Bir ailenin iyileşmesi için herkesin aynı anda değişmesi gerekmez.

Bazen bir kişi kendini seçer.

Kendi hayatının sorumluluğunu alır.

Kendi sınırlarını öğrenir.

Kendi çocuklarına başka bir hikâye bırakmayı seçer.

Ve o seçim, sandığından çok daha büyük bir başlangıç olabilir.

Canım Kadın, ailende alışılmış düzeni sorguladığın için kendini suçlama. Her farklılaşma kopuş değildir. Bazen farklılaşmak, sevgiyi korurken sağlıksız döngüleri sürdürmemeyi seçmektir. Sen geçmişini değiştiremezsin ama geçmişten neyi taşıyacağını seçebilirsin. Sana ait olmayan yükleri bırakmak bencillik değildir. Kendi hayatına sahip çıkmaktır. Ve bazen bir kadının kendini seçmesi, gelecek kuşağa bırakacağı en güzel mirastır.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki o da ailesinin sorunlu kişisi değil, yıllardır taşınan bir zinciri kırmaya cesaret eden ilk kişidir.