Canım Kadın,

Hiç düşündün mü...

Gerçekten o insanı mı sevdin, yoksa onun sana hissettirdiği duyguyu mu?

Bazen bir kadının en güçlü bağı, sevginin büyüklüğünden değil; görülme, anlaşılma ve kabul edilme ihtiyacından doğar.

Çünkü çocuklukta eksik kalan her duygu, yetişkinlikte kendini tamamlayacak birini aramaya devam eder.

İşte bu yüzden bazı ilişkiler mantıkla açıklanamaz.

Canın yansa da gidemezsin.

Defalarca kırılsan da umut etmeye devam edersin.

Çünkü aslında mücadele ettiğin kişi karşındaki insan değil, yıllardır içinde sessizce bekleyen o küçük kız çocuğudur.

Canım Kadın,

Her kadın sevilmek ister.

Ama çocukken sevgiyi koşullu yaşamış bir kadın, çoğu zaman sevgiyi huzurda değil, mücadelede arar.

İlgi gördüğünde çok hızlı bağlanabilir.

Bir gün sevildiğini hissedip ertesi gün görmezden gelindiğinde ise daha fazla çabalamaya başlayabilir.

Çünkü bilinçaltı ona şunu fısıldar:

"Biraz daha uğraşırsan bu kez seçileceksin."

Oysa gerçek sevgi, kendini ispatlamak zorunda kaldığın bir yer değildir.

Gerçek sevgi, sürekli sınava girdiğin bir ilişki değildir.

Gerçek sevgi, seni eksik hissettiren değil; olduğun hâlinle kabul eden bir duygudur.

Canım Kadın,

Bazen yıllarca bir insana tutunduğunu sanırsın.

Oysa tutunduğun şey, ondan almayı beklediğin sevgidir.

Belki çocukken duyamadığın bir "Seninle gurur duyuyorum."

Belki hiç hissedemediğin güven.

Belki de sadece koşulsuzca sarılınacak bir liman...

Bu yüzden bazı kadınlar hep veren taraf olur.

Hep anlayan...

Hep bekleyen...

Hep affeden...

Çünkü içindeki çocuk hâlâ bir gün gerçekten sevileceğine inanır.

Ama şunu bilmeni isterim...

Yetişkin bir kadının görevi, çocukken alamadığı sevgiyi başkasından istemek değildir.

O sevgiyi önce kendisine verebilmeyi öğrenmektir.

İşte gerçek dönüşüm burada başlar.

Sen kendini gördüğünde, seni görmeyen insanların peşinden koşmayı bırakırsın.

Sen kendini değerli hissettiğinde, seni değersiz hissettiren ilişkileri hayatında tutmazsın.

Ve sen kendini sevmeye başladığında, sevgi dilenmek yerine sevgiyi paylaşmayı seçersin.

Bugünkü Egzersizin

Bugün sessiz bir ortamda otur ve çocukluğundaki hâline bir mektup yaz.

Ona şu cümlelerle başla:

"Canım küçük kız...

Artık seni görüyorum.

Artık seni duyuyorum.

Artık seni kimsenin sevgisini kazanmak zorunda bırakmayacağım."

Yazarken kendini durdurma.

Belki gözyaşı dökeceksin.

Belki yıllardır söyleyemediğin duygular satırlara akacak.

Bırak aksın.

Çünkü iyileşme, bastırdığın duyguların görünmesine izin verdiğin anda başlar.

Canım Kadın,

Her bağ sevgi değildir.

Bazen bir bağ, sadece geçmişten bugüne taşınan bir eksikliğin sesidir.

Bunu fark etmek, yaşadığın sevgiyi küçültmez.

Sadece seni kendine biraz daha yaklaştırır.

Unutma...

Hiç kimse, çocukluğunda eksik kalan sevgiyi tamamlamak zorunda değildir.

Çünkü seni tamamlayacak olan kişi, önce kendi içindeki yaralı çocuğa şefkat gösterebilen yetişkin hâlindir.

Sen kendini iyileştirdikçe, hayatına giren insanlar da değişmeye başlar.

Çünkü insan, en çok kendi değeri kadarına razı olur.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olduğunu düşündüğün ya da çok sevdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da içindeki küçük kız çocuğunun duyulmaya, görülmeye ve sevgiyle sarılmaya ihtiyacı vardır.