Canım Kadın…
Bugün Anneler Günü.
Sosyal medya yine çiçeklerle dolu…
Güzel cümlelerle, eski fotoğraflarla, sarılmalarla…
Ama ben bugün biraz başka yerden bakmak istiyorum anneliğe.
Çünkü annelik sadece çocuk büyütmek değildir.
Annelik; bazen kendinden vazgeçmeden sevmeyi öğrenmeye çalışmaktır.
Bazen yorgunken bile ayakta kalmaktır.
Bazen ağlayıp kimse görmeden mutfağa dönmektir.
Ve en çok da…
Kimse fark etmese bile, her gün yeniden toparlanmaktır.
Bir kadın anne olduğunda sadece bir çocuk doğmaz aslında.
Yeni bir kadın doğar.
Kaygıları değişir.
Kalbi değişir.
Uykusu değişir.
Hayata bakışı değişir.
Artık dünyaya sadece kendi gözlerinden bakmaz.
Bir çocuğun korkusunu da hisseder.
Bir çocuğun mutluluğuyla da güler.
Ve çoğu zaman kendini en sona koymayı öğrenir.
İşte bu yüzden annelik, dünyanın en sessiz emeğidir.
Çünkü anneler çoğu zaman görünmeden taşır hayatı.
Kimse görmez o gece uykusuzluklarını.
Kimse bilmez içinden geçen korkuları.
Kimse fark etmez kendi yorgunluğunu içine atıp herkesi iyi hissettirmeye çalıştığını.
Ve ne garip değil mi Canım Kadın…
Bir annenin yaptığı şeyler “görev” gibi görülür çoğu zaman.
Sanki zaten yapmak zorundaymış gibi…
Oysa bir annenin verdiği emek sadece fiziksel değildir.
Psikolojik olarak da bir anne sürekli düşünür.
“İyi mi?”
“Mutlu mu?”
“Kırıldı mı?”
“Eksik kaldım mı?”
“Doğru yapabiliyor muyum?”
Psikolojide buna “mental yük” deniyor.
Yani görünmeyen zihinsel taşıma hâli.
Araştırmalar gösteriyor ki özellikle kadınlar ve anneler, evde hiçbir şey yapmıyor gibi görünseler bile zihinsel olarak sürekli aktif oluyorlar.
Kimin neye ihtiyacı var…
Evde ne eksik…
Çocuk ne hissetti…
Kim kırıldı…
Ne yetişecek…
Beyin hiç kapanmıyor.
İşte bu yüzden bazı anneler sadece fiziksel değil, duygusal olarak da çok yoruluyor.
Ama yine de devam ediyorlar.
Çünkü annelik bazen dünyanın en güçlü sevgisi kadar, en sessiz yalnızlığı da olabiliyor.
Ve bugün biraz da bunu konuşalım istiyorum.
Sadece biyolojik anneleri değil…
Birilerini büyüten kadınları…
Kardeşine annelik yapanları…
Sevdiğini iyileştirmeye çalışanları…
Herkese yetişip kendini unutanları…
İçindeki çocuğu tek başına büyütmek zorunda kalan kadınları…
Çünkü bazı kadınlar doğurmadan da annedir.
Şefkatiyle…
Koruyuşuyla…
Sabrıyla…
Toparlayışıyla…
Ve bazı kadınlar bugün için buruk hissediyor olabilir.
Annesini kaybedenler…
Anne olamayanlar…
Annesinden sevgi göremeyenler…
Çocukluğunda sarılınmamış kadınlar…
Onların acısı da gerçek.
Çünkü Anneler Günü herkes için aynı duyguyu taşımıyor.
Bazıları için kutlama…
Bazıları için özlem…
Bazıları için yara…
Ve hepsi çok anlaşılır.
Canım Kadın…
Bugün kendine şunu hatırlatmanı istiyorum:
Bir anne sadece yemek yapan, büyüten, yetiştiren kişi değildir.
Bir anne, sevgiyi taşıyan kişidir.
Ve sevgi bazen bir bakışta yaşar.
Bazen “üşüme” cümlesinde…
Bazen sessizce bekleyen bir tabakta…
Bazen gece herkes uyurken edilen bir duada…
Annelik biraz da kimse görmezken bile sevmeye devam etmektir.
Şimdi sana küçük bir egzersiz bırakmak istiyorum:
Bugün bir dur.
Annen hayattaysa onu gerçekten dinle.
Sadece “iyi ki varsın” demek için değil…
Kadın hâlini de görmeye çalış.
Belki yıllardır sadece “anne” olarak baktığın o kadının içinde yorulmuş bir insan olduğunu fark edeceksin.
Eğer anneysen…
Bugün kendine şu soruyu sor:
“Ben en son ne zaman kendime de şefkat gösterdim?”
Ve eğer bugün içinde bir eksiklik varsa…
Bir özlem…
Bir kırgınlık…
Elini kalbine koy ve şunu söyle:
“Eksik hissetsem bile sevgisiz değilim.”
Çünkü sevgi sadece aldığımız bir şey değildir.
Bazen içimizde büyüttüğümüz bir mirastır.
Unutma Canım Kadın…
Bazı kadınlar dünyayı değiştirmez gibi görünür.
Ama bir çocuğun ruhuna dokunarak bir nesli değiştirir.
Ve belki de bu yüzden…
Bir annenin sevgisi, insanın içindeki en uzun ömürlü evdir.