Montella yönetimindeki Milli Takımımız, Dünya Kupasına katılabilme yolunda, önemli engellerle karşı karşıya...
İlk önce, Play of yarı finalinde Türkiye'de, Romanya ile karşılaşacak olan, A Milliler, bu engeli aşması halinde, finalde Slovakya-Kosova galibiyle deplasmanda oynayacak.
Play of yarı finali 26 Mart'ta oynanacak. Yeri ve saati henüz belli değil. Deplasmanda oynayacağımız final maçının tarihi ise 31 Mart.
Daha çok uzun bir süre var gibi görünse de, sayılı gün çabuk geçer derler. Zaman su gibi akıp gidiyor.
Müthiş bir heyecana sahne olacağı aşikar olan bu maçları, ben kendi adıma, dört gözle bekliyorum. Bakalım bizim çocuklar, istediğimiz sonuçları alabilecek mi?
Bana göre, tarihin en iyi kadrosu, bu çocuklar. Bu kupada olmasa bile, mutlaka çok iyi sonuçlar alacaklar ve böyle büyük turnuvalardan derece ile dönecekler, kimbilir? belki de kupa kaldıracaklar.
Ben yaradılışım gereği, daima umutlu bir insanım. Bu kupaya arka yoldan katılsak bile, derece için beklentim var. Gruptaki rakibimiz İspanya dışında, herhangi bir Avrupa devi olsaydı, şimdi play of biletini kovalayan, biz değil, onlar olurdu! İspanya oturmuş ve derin kadrosu ile her gruptan birinci çıkardı. Biz de buna engel olamadık. Ama başka hangi grupta olsaydık, grup birincisi olabilirdik demiyorum, kesin olurduk! Montella'ya rağmen!
Herkes kabul etsin ki, çok iyi bir kadromuz var. Arda Güler ve Kenan Yıldız, Avrupalı otoritelerin bile yeteneklerini kabul ettiği, büyük oyuncular. Arkayı sağlam tutabildiğimiz sürece, bu ikili, skoru her an değiştirebilecek kabiliyette. Hiçbir maç, biz bitti demeden bitmeyecek! Bu kesin.
Gelelim Montella ile anlaşamadığımız konulara. Öncelikle ben, bu santraforsuz sistemi kabul etmiyorum. Bu kadar hücum opsiyonu olan bir takım, santraforsuz oynamaz. Oynayamaz!
Amatör kümeden bile gelse, fizik kalitesi yüksek, boylu poslu bir forvet şart. Kerem Aktürkoğlu için kötü futbolcu diyemem. Bilakis, kendisini mevkisinde beğenerek izliyorum. Yani sağ çizgide. Kendisi asla tek forvet oynayabilecek bir oyuncu değil. Montella'nın Kerem'i santrafor sanmasından çok sıkıldım! Dünya Kupası kaldıran Fransız Milli Takımını hatırlayın. Giroud diye bir santraforları vardı. Tek gol atmadan, turnuvayı tamamladı ama Fransa, şampiyon oldu! Giroud da bence çok iş yaptı. O takımın da forvet arkası, şu anki milli takımımız gibi çok kuvvetliydi. Kendisi hiç gol atamasa da, arkadan gelen arkadaşlarına kulvar açtı, duvar oldu ve stoperleri rahatsız ederek, defansı bozdu. Şimdi size soruyorum, Kerem bunların hangisini yapabilir? 1.70'lik bir hücumcu, 1.90'lık stoperlerden hava topu mu alabilir? Defansı mı bozabilir? Arkadaşlarına kulvar mı açabilir? O kadar iri adamların arasında ezilmez mi? Böyle olduğunu defalarca görmedik mi?
Bir diğer anlaşamadığımız konu da, kaleci seçimi. Bence büyük bir kaleci sorunumuz var. Uğur, Türkiye Ligi için bile üst düzey, güven veren bir kaleci değil. İlacımız da orada duruyor, ama ülke olarak, federasyon olarak ve hoca bazında kaprislerimiz var işte!
İlacın adını da vereyim: Berke...
Berke'ye güveniyorum. Umarım bu gereksiz polemik sona erer ve kaleci kazağı, hak edene verilir.
Santrafor olarak da Umut Nayır düşünülebilir. Hiç olmazsa defansı bozacağı kesin.
Romanya maçı ile ilgili hiçbir şüphem yok. Seyircimiz önünde rahat bir galibiyet bekliyorum. Santrafor olsa da, olmasa da kazanacağımıza eminim. Slovakya Kosova maçı ise ortada. İkisi de kazanabilir. Biz hepsinden iyiyiz. Bu üç takım karma yapsa, yine de bizim kadro çok daha ağır basar! Bu noktada Fifa'nın play of finali için tek maç uygulamasını anlamak mümkün değil! Kesinlikle çift maç olmalıydı. Seri başı olduğumuz bir grupta, final maçını neden dış sahada oynuyoruz? Yoksa yine kirli ayak oyunları ile bir başka hakem faciasına mı kurban edileceğiz?
Tek maç, hele ki deplasmandaki telafisiz tek maç, büyük sıkıntı. Bununla baş edebilecek bir kadromuz var, yeter ki Montella egolarına teslim olmasın, yada saçma santraforsuz sisteminde direnmesin...
Sevgi ve Saygılarımla