Ednan Arslan, özellikle gıda ve diğer alanlarda yaşanan bu artışların, pazar tezgahları ile çözülemeyeceğini ifade etti.

Ekonominin Yanlış Yönetimi ve Artan Sorunlar

Arslan, Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine TBMM Sanayi Ticaret Enerji Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'nda değerlendirmelerde bulundu. Teklifin, temel ekonomik sorunlara çözüm getirmediğini vurgulayan Arslan, ekonominin yanlış yönetimi sonucunda artan enflasyon, ekonomik dalgalanmalar ve Türk lirasının değer kaybı gibi sorunlarla karşı karşıya olduklarını belirtti.

Kanun Değişikliklerinin Yetersizliği ve Kanun Yapma Tekniği

Arslan, kanun değişikliklerinin yetersiz olduğunu ve sorunların temeline inmek yerine yüzeysel çözümler üretildiğini ifade etti. Ayrıca, torba kanun tekniğinin terk edilmesi gerektiğini ve ilgili tarafların daha detaylı dinlenmesi ve etki analizlerinin yapılması gerektiğini dile getirdi.

Sorunların Çözümü için Üretimi Önceliklendirmek Gerek

Arslan, ekonomik sorunların çözümü için üretimi önceliklendiren bir politika izlenmesi gerektiğini vurguladı. Fahiş fiyatların düşmesinin ancak bolluk ve bereketle mümkün olabileceğini belirten Arslan, Pazar tezgahları ile uğraşmanın gerçek çözüm olmadığını savundu.

CHP İzmir milletvekili Ednan Arslan şunları söyledi:

"105 TL'lik pazar tezgahının kirası mı fahiş fiyatı önleyecek?"

“Pazarcılarla ilgili bir düzenleme getiriyoruz, belediyeler bunları artık kiralamasın, tahsis yöntemiyle versin diyoruz. 14 tane pazar yerini gidip gezip dolaşarak, tezgahlarının kaç paraya kiraya verildiğini öğrenmek, ne kadar gelir elde edildiğini öğrenmek zor mu? Bir tezgahın pazarcıya aylık maliyeti 105 TL, bu 105 lirayı kiralama değil tahsis yöntemine çevirdiğiniz zaman fahiş fiyatı engelleyebilecek misiniz? Pazarcının maliyetini azaltabilecek misiniz? 2013 yılında Anayasa Mahkemesi bu kiralama işini iptal etmiş. 2013 yılından beri vergi harçlar ile ilgili yeni bir cetvel düzenlenmediği için 2013’teki fiyatlar geçerli. Şimdi biz burada memleketin herkesin gözünün kulağının üzerinde olduğu, ne karar çıkaracak dediğimiz komisyonumuzun yaptığı düzenleme budur; attığımız taş ürküttüğümüz kuşa değmiyor. Gerçeklikten ne kadar koptuğunuzun, sokaktan ne kadar koptuğunuzun, vatandaştan ne kadar koptuğunuzun en somut örneği bu getirdiğiniz düzenlemedir.

"Mücadeleye tasarufla başlayın"

Fahiş fiyat arıyorsanız, vergi artışında, motorlu taşıtlar vergisinde arayın. Devletin elde ettiği vergilere yüzde kaç zam geldi? Vatandaşı korumalıyız değil mi? Sonuçta vatandaş vergisini ödüyor. Devletin de örnek olmak amacıyla, Fahiş fiyatla mücadele için önce tasarruf tedbirleri uygulaması gerekmez mi? Bu haraç saltanatına son vermeniz gerekmez mi? Bina kiralamalarından bakanlıkların, kamu kurum ve kuruluşların vazgeçmesi gerekmez mi? Önce iğneyi kendimize batıracağız, çuvaldızı başkasına batıracağız? Ama biz bunları yapmıyoruz. Öncelikle fahiş fiyatın sınırlarını belirlemek lazım, stokçuluğun ne olduğunun sınırlarını belirlemek lazım. Bunları kanunlara doğru yazmak, doğru çerçeveleri çizmek lazım. Çünkü yarın; fahiş fiyat uyguluyorsunuz, stokçuluk yapıyorsunuz diye insanları zan altında bırakıp, masumların ticari itibarlarını zedeleyebiliriz.”

"Zincir marketlerin pazarlıkları araştırılmalı"

Türkiye’nin önceliğinin üretim artışı olması gerektiğini özellikle tarıma gereken desteğin verilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayan Arslan, şöyle devam etti:
 “Bizim daha önemli sorunlarımız var. Perakende, hal, sebze meyve ticareti ile ilgili sorunlarımız var. Ve bu sorunları giderecek yasalar 3 yıldır bekliyor. Zincir marketler ve AVM'lerle ilgili çok ciddi problemlerimiz var. Peki bu zincir marketlerin kendi aralarında yaptığı anlaşmalarla ilgili vatandaşı, üreticiyi zora soktuğu işlerle ilgili ne yapıyoruz? Bizim asıl araştırmamız gereken konulardan biri işte budur. Biz bunların hiçbirini yapmıyoruz, ama geliyoruz pazar tezgâhı kaç paraya kiralanır, 16,800 küsür tane tezgahın kiralama şeklini usulünü değiştirince fahiş fiyatla, stokçulukla mücadele etmiş mi olacağız, buna kim inanır? 

DSP Genel Başkanı Aksakal, gündemi değerlendirdi: DSP Genel Başkanı Aksakal, gündemi değerlendirdi:

"Üretim artar, fahiş fiyat düşmez"

Bir ülkede ürünlerin ucuzlamasının tek bir yolu vardır; bolluk bereket olursa, ürünler ucuzlar. Çiğ süt fiyatı için bir üreticiye gerekli desteklemeyi, teşvikleri vermezseniz, üretici ne yapar? Süt ineklerini kesime gönderir, üretilen süt azalır, süt azalınca üretilen süt ürünlerinin fiyatları artar. Belirli bir süre sonra hayvan varlığı da azalacağı için et fiyatları artar. Bizim tarım politikalarını doğru bir şekilde revize etmemiz gerekiyor. Tarım Kanunu’nda milli gelirin yüzde 1’inin tarımsal destek için kullanılması gerekiyor.  Bence yüzde 1 bile az ve arttırmamız gereken payı dahi yüzde birin altında veriyoruz çiftçimize. Çiftçisine borcu olan bir ülkede rafta peynir, süt, et niye pahalı diye soruyoruz. Ürünlerde görülen fiyat artışları ile bu şekilde mücadele edemeyiz.

"Enerji bedeli düştü vatandaşa yansıtılmadı"

Geçen yıl enerji bedelinde 3 kere indirim yapıldı. Kilovatsaat başına 4 TL olan piyasa takas fiyatları 2.2 liraya kadar düştü. Enerji ucuzluyorsa, bunu vatandaşın faturasına yansıtmamız gerekmez mi? Peki EPDK ne yaptı? Dağıtım şirketlerinin dağıtım bedellerini aynı oranda arttırdı. Mesken aboneleri faturalarının %58 ini dağıtım bedeli olarak ödüyor. Vatandaş için iyileştirme yapmış olsak 240 kilovatsaat elektrik kullanan bir vatandaşın aylık cebine 125 lira girecekti, insanlara büyük destek olacaktı. Çünkü insanlar artık elektrik faturalarını ödeyemez, doğalgaz faturalarını ödeyemez durumda. Tüm dünyada gerileyen enerji maliyetlerindeki düşüşü vatandaşımıza bir an önce yansıtmamız gerekiyor.

Editör: Nurican ALBAYRAK