Canım kadın,
hayatta kalmayı hep güçlü olmak sandın…
dayanmayı, susmayı, idare etmeyi…
Ama kimse sana şunu açık açık söylemedi:
Bazı süreçler sadece hayatta kalmak değildir,
aynı zamanda eski “senin” yavaş yavaş bitmesidir.
Ve bu bitiş…
çoğu zaman seni korkutur.
Çünkü alıştığın tepkiler değişir.
Eskiden sustuğun yerde artık konuşmak istersin.
Eskiden katlandığın şeye artık tahammül edemezsin.
Eskiden “olsun” dediğin şey, içini daraltmaya başlar.
İşte o anlarda çoğu kadın şunu zanneder:
“Ben kötüye gidiyorum…”
Hayır.
Sen uyanıyorsun.
Çünkü yaşadığın her zor deneyim,
senin içinde yeni bir kadın inşa etmez…
seni sana daha çok yaklaştırır.
O yüzden artık bazı şeylere eskisi gibi bakamıyorsun.
Çünkü sen değiştin.
Bakışın değişti.
Kalbin daha seçici oldu.
Ruhun artık “idare etmeyi” değil,
“hak ettiğini” istiyor.
Ve evet…
bu süreçte bazı parçaların kırılır.
Ama o kırılan yerlerden ışık girer.
Canım kadın,
her değişim biraz yas taşır içinde.
Çünkü sadece acıyı değil,
eski kimliğini de bırakıyorsun.
“Ben böyleyim” dediğin birçok şeyin aslında
sen olmadığını fark ediyorsun.
Sadece öğrendiğin, alıştığın,
hayatta kalmak için geliştirdiğin hâller olduğunu…
Ve şimdi…
onları bırakma zamanı.
Mini Farkındalık Egzersizi
Şimdi kendinle küçük ama derin bir çalışma yap:
Gözlerini kapat.
Derin bir nefes al… ve yavaşça ver.
Kendine şu soruyu sor:
“Benim sandığım ama aslında bana ait olmayan hangi davranışları taşıyorum?”
Cevapları zorlamadan bekle.
Belki bir “susma”…
belki bir “fazla verme”…
belki bir “kendini geri çekme” gelecek.
Sonra şunu söyle içinden:
“Bunu öğrendim… ama bu ben değilim.
Artık bırakıyorum.”
Bir nefes daha al…
ve o yükün senden akıp gittiğini hayal et.
Canım kadın,
sen kırıldığın için zayıf değilsin.
Sen değiştiğin için kaybolmadın.
Sen…
kendine daha çok yaklaştın.
Unutma:
Mesele sadece hayatta kalmak değil,
o süreçten kim olarak çıktığını fark etmektir.
Ve sen artık
eski haline sığmayan bir kadınsın.