Canım Kadın,

Bazı insanlar senin cesaretini anlamayabilir. Kendi hayatında adım atmaya korkan biri, senin cesaretinle; mutluluğunu kaybetmiş biri, senin neşenle; kendisiyle yüzleşmekten kaçan biri ise senin dürüstlüğünle rahatsız olabilir.

Peki, bu onların davranışlarını değiştirmek için kendinden vazgeçmen gerektiği anlamına mı gelir? Elbette hayır.

Bazen insanlar karşındakine değil, onun kendilerinde uyandırdığı duygulara tepki verir. Senin özgürce ifade ettiğin bir düşünce, onların susturduğu taraflarını hatırlatabilir. Senin attığın bir adım, kendi erteledikleri hayallerini gözlerinin önüne getirebilir. Ancak burada önemli bir ayrım var: Birinin senden rahatsız olması, mutlaka senin doğru olduğun anlamına gelmediği gibi, senin yanlış olduğun anlamına da gelmez. Her tepkiyi kişisel algılamak yerine, davranışın gerçekten sana mı ait olduğunu, yoksa karşındaki kişinin kendi dünyasıyla mı ilgili olduğunu değerlendirmek gerekir.

Canım Kadın,

Herkes tarafından sevilmeye, anlaşılmaya ve onaylanmaya çalışmak, zamanla insanı kendinden uzaklaştırabilir. Bir süre sonra konuşmadan önce başkalarının ne düşüneceğini hesaplar, mutlu olurken bile mutluluğunu saklar, kendi kararlarını başkalarının tepkilerine göre şekillendirmeye başlarsın. Böylece kimseyi rahatsız etmemek uğruna kendi hayatında görünmez hâle gelirsin.

Oysa sağlıklı ilişkilerde kendin olmakla başkasına saygı duymak birbirine zıt değildir. Kendini ifade edebilir, gerektiğinde özür dileyebilir, hatanı kabul edebilir ve yine de sınırlarını koruyabilirsin. Güçlü olmak, kimseyi umursamamak değil; başkalarının düşüncelerini dinlerken kendi değerini onların onayına teslim etmemektir.

KÜÇÜK BİR FARKINDALIK EGZERSİZİ

Bugün seni eleştiren, davranışlarıyla kendini sorgulamana neden olan birini düşün. Bir kâğıda şu üç soruyu yaz ve içinden geldiği gibi cevapla:

- Bu kişinin sözleri beni neden bu kadar etkiledi?
- Söylediklerinde gerçekten geliştirmem gereken bir nokta var mı, yoksa yalnızca onayını mı kaybetmekten korkuyorum?
- Kimsenin tepkisinden çekinmeseydim, nasıl davranmayı seçerdim?

Cevaplarını yargılamadan oku. Amacın karşındaki kişiyi suçlamak değil, kendi duygularını ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamak olsun. Ardından kendine şu cümleyi hatırlat: “Başkalarının düşüncelerini önemseyebilirim ama kendi hayatımla ilgili kararları korkularımın yönetmesine izin vermek zorunda değilim.”

Canım Kadın,

Hayatında herkes seni anlamayacak. Bazılarıyla yolların ayrılacak, bazılarıyla arana mesafe koyman gerekecek. Bazı eleştiriler sana kendini geliştireceğin bir alan gösterecek, bazıları ise yalnızca üzerinde taşımak zorunda olmadığın bir yük olacak. Hangisinin hangisi olduğunu ayırt etmeyi öğrendikçe kendine daha sağlam basacaksın.

Unutma, kendin olmak her zaman kolay olmayabilir. Ama sırf kabul görmek için kendinden uzaklaşmanın da bir bedeli vardır. Senin görevin herkese kendini kanıtlamak değil; hatalarınla yüzleşirken değerlerini korumak, başkalarına saygı gösterirken kendine de aynı saygıyı göstermek.

Bugün kendine bir söz ver: Kendimi geliştireceğim ama kendimi küçültmeyeceğim. Gerektiğinde değişeceğim ama yalnızca başkaları memnun olsun diye özümden vazgeçmeyeceğim. Çünkü gerçek özgüven, herkesin seni alkışlaması değil; alkış gelmediğinde de kendine duyduğun saygıyı koruyabilmektir.

Kendin olarak kal. Kendini tanı, sınırlarını koru ve hayatını başkalarının tepkilerine göre değil, kendi değerlerin doğrultusunda yaşa. Bu, herkese karşı durmak değil; kendini de hayatının içinde unutmamaktır.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki de tam şu anda kendisi olmaktan vazgeçmemesi gerektiğini hatırlamaya ihtiyacı vardır.