Karşıyaka Belediyesi tarafından kente kazandırılan Planetaryum’da yetişkinlere özel astronomi sohbetleri gerçekleşiyor. ‘Gökyüzünde Buluşuyoruz’ sloganıyla her Çarşamba saat 17.00’de başlayacak olan etkinlikte film gösterimleri ve söyleşiler yapılacak. Merkezin iki genç astronomu Kürşat Kılıç ve Erdal Arslan merak edilenleri bizler için yanıtladı.

Karşıyaka Evrensel Çocuk Merkezi Planetaryum astronomları Kürşat Kılıç ve Erdal Arslan, uzayın derinlikleri hakkında merak edilen soruları yanıtladı.
Astronom5Burcu

Burada nasıl etkinlikler yapılıyor? Türkiye’deki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Astronom Kürşat Kılıç: Burada astronomi bilimini anlaşılabilir bir dilde halka anlatmaya çalışıyoruz. Çeşitli atölyeler, astro akademi şeklinde paket eğitimler ve etkinliklerle beraber farklı yaş gruplarına bilgi vermeye çalışıyoruz. Türkiye’deki en büyük planetaryum Karşıyaka’da yer alıyor. 2011 yılında ben liseye giderken Türkiye’deki ilk planetaryum Gaziantep’te açılmıştı. Benim de astronomiye ilgim o dönemde doğmuştu. Günümüzde ise temel olarak çok fazla uğraş var bu alanda. Ege Üniversitesi’nde Prof. Dr. Serdar Evren hocamız var. Onun çok fazla yerel ve popüler astronomi alanında çalışmaları var.

Erdal Arslan: Türkiye’nin uzay çalışmaları, son yıllarda önemli bir ivme kazanmış durumda. Alper Gezeravcı Türkiye’nin ilk astronotu olarak Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderildi ve burada çeşitli bilimsel deneyler gerçekleştirdi. Bu tür misyonlar, Türkiye’nin uzaydaki varlığını güçlendiriyor ve gelecekteki uzay çalışmaları için bir temel oluşturuyor. Çalıştığımız tesisteki rolümüz, çocuklara uzay bilimlerini anlatmak ve sevdirmek. Ancak hedefimiz daha geniş kitlelere ulaşmak olduğundan ‘Yetişkinlere yönelik astronomi sohbetleri’ adında bir program hazırladık. Uzay bilimlerine merak duyan herkesi bekliyoruz.

Astronom1Burcu

YERYÜZÜNDE HALA BİLİNMEYEN YAŞAM FORMLARI VAR

Dünya dışı yaşamla ilgili siz ne düşünüyorsunuz?

E.A: Bilimsel araştırmalar ve teorik çalışmalar evrende yaşamın var olabileceğini gösteren umut verici işaretler sunuyor. Öte gezegenlerin atmosferlerinin içeriği konusunda bilgi edinebiliyoruz. Bildiğimiz formda yaşamı barındırabilecek gezegenleri tespit edebiliyoruz ancak bu konuda henüz kesin bir kanıt bulunamadı. Dünya dışı yaşamın varlığı konusunda bilim dünyası genel olarak iyimser. Dünya üzerinde hala keşfedilmemiş birçok yaşam formu bulunurken, uzaylı bir varlıkla iletişim kurma fikrini oldukça iyimser bir yaklaşım olarak görüyorum.

K.K: Bizim güneşimiz bir yıldız. Güneşin etrafında dolanan 8 tane gezegen var. Bir galaksi içinde milyarlarca yıldız var ve her bir galaksinin kümeler halinde var olduğunu düşünebiliriz. Bu durumda baktığımızda daha küçük ölçekte incelersek bir yıldızın etrafından minimum 1-2 tane gezegen olduğunu söyleyebiliriz. Buralarda yaşan olma ihtimali iki şekilde incelenebilir.  Bir bakterinin varlığı bile ötegezegen adı verdiğimiz o gezegen için yaşam mümkün anlamına gelir. Biz astronomların temelde aradığı yaşam tarzı budur. Yapılan öte gezegen araştırmalarında 6-7 yıl önce Prof. Dr. Varol Keskin hocamız ve ekibi bir öte gezegen keşfetti. Bunlar incelenebildiğinde bu yaşam formunun olup olamayacağına dair bilgiler elde edilebilir.

Astronom4Burcu

Hangi teknolojik gelişmeler uzay araştırmalarının daha verimli yapılmasına olanak sağlar?

Kraliyet Pitonu | Doğal Zarafetin Temsilcisi Kraliyet Pitonu | Doğal Zarafetin Temsilcisi

K.K: Işığı ne kadar uzaktan alabilirsek o kadar çalışma sağlayabiliriz. Şu anda James Web Uzay Teleskobu aktif bir şekilde bize bilgi aktarıyor. Bundan öncesinde ise Hubble Uzay Teleskobu bilgi aktarıyordu. Büyük patlamadan yola çıktığımızda 13.5 milyar yıllık bir sınır var. Işığı toplayabileceğimiz gücü ne kadar arttırırsak o kadar detaylı görebiliriz.

E.A: Uzay araştırmalarının ilerlemesine olanak sağlayan teknolojik gelişmeler oldukça çeşitlidir. Uydu teknolojileri, Teleskoplar ve kamera sensörlerinin gelişmeye devam etmesi uzay bilimleri alanındaki gelişmelerin temelini oluşturur.

Uzayla ilgili karşılaştığınız en ilginç bilimsel bilgi neydi?

K.K: İnsanlar 1 haftanın 7 gün olduğunu kararlaştırmışlar. Ben bunun nedenini öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Çünkü gökyüzünde 1 yıl boyunca birçok takımyıldızı belli dönemlerde görülebiliyorken sadece 7 tane gökcismi çıplak gözle düzenli olarak görülebiliyor. Bunlardan birincisi Güneş. Yani Güneş günü birinci günümüz. Ay günü, Merkür günü, Venüs günü, Jüpiter günü, Satürn günü ve Mars günü. Uranüs ve Neptün ise sonradan keşfedildiği için bunların içinde yer almıyor. Eski insanlar çıplak gözle görebilseydi belki de hafta 9 gün olacaktı. Bu benim için çok ilginç bir bilgidir. Bir de İzmir’in üzerinde Zenit noktasında geçen Vega yıldızı dünyanın presesyon hareketi sonucu gelecekte kutup yıldızı olacaktır.

E.A: 2019 yılında Event Horizon Telescope (EHT) projesi M87 galaksisinin merkezindeki süper kütleli kara deliğin etrafındaki parlak gaz halkasını görüntüleyerek, insanlık tarihinde ilk kez kara deliklerin varlığına dair doğrudan bir görsel kanıt sağladı. Beklemediğim bir gelişmeydi.

Astronom3Burcu

ASTROLOJİYE İNANMAYIN

Astroloji ve astronomi sıklıkla karıştırılıyor. Bunun hakkında ne söylemek istersiniz?

E.A: Astronomi, evrenin yapısını ve evrensel olayları bilimsel yöntemlerle inceleyen bir bilim dalıdır. Gözlemlere ve deneylere dayalı olarak çalışır ve evrenin işleyişi hakkında objektif bilgiler sunar. Astroloji ise bilimsel kanıtlara dayanmaz ve genellikle kişisel inançlar ve geleneklerle ilişkilendirilir.

K.K: Astroloji ile uğraşan insanlar teleskop ile gözlem yapmıyorlar bu bir gerçek. Ben gözlem yaptığımda onu hesapladığımda oradaki takımyıldızında bulunan yıldızın nereye hareket ettiğini biliyorum. Evrim sürecini takip edebiliyorum. İçindeki maddeleri görebiliyorum. DNA’sına yani iç yapısına bakabiliyorum yıldızın. Astrologlar aradaki milyarlarca ışık yılı uzaklığı göz ardı ediyorlar. Bu bölüme başlamadan önce ben de burçlara inanıyordum ancak bölümde gördüğüm bilgiler ve ifade edilen teknikler ve neden bunun böyle olamayacağı bilgileri ‘Burçlara inanmayın’ dememe sebep oluyor. Astroloji sadece bir inanç bir bilim değil.

Editör: Ferhat Yiğit Adıgüzel