Canım Kadın,

Kaygı çoğu zaman gerçek bir tehlikeden değil, zihnimizde büyüttüğümüz ihtimallerden doğar. Olmamış bir konuşmayı defalarca kafamızda yaparız. Henüz yaşanmamış bir sonucu düşünür, sanki çoktan olmuş gibi kalbimizi sıkıştırırız.

İnsan zihni boşluk sevmez. Hareketsiz kaldığında senaryolar üretir. “Ya olmazsa?” “Ya başarısız olursam?” “Ya yanlış bir karar verirsem?”

Ve sen fark etmeden günler geçer, fırsatlar geçer, hayat geçer.

Oysa kaygı düşündükçe çözülmez. Kaygının dili düşüncedir ama panzehiri eylemdir.

Bir şey yapmaya başladığında, zihnindeki sis dağılmaya başlar. Çünkü gerçek deneyim, varsayımlardan daha güçlüdür. İlk adımı attığında, zihninin sana çizdiği korku tablosunun çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını görürsün.

Kaygı, kapalı bir odada büyür. Kapıyı açan şey harekettir.

Canım Kadın,

Birçok insan kaygıyı yenmek için önce cesaretin gelmesini bekler. Ama hayat tam tersine işler. Önce adım atarsın, sonra cesaret büyür.

Yani cesaret beklenen bir duygu değil, yapılan bir davranışın sonucudur.

Bir işe başlarsın, küçük de olsa ilerlersin, bir şey denersin… Ve fark edersin ki aslında seni en çok yoran şey başarısızlık ihtimali değil, hiç başlamamış olmaktır.

Hareketsizlik zihni büyütür. Hareket ise gerçekliği getirir.

Düşünsene; bir işi yapmadan önce zihnin yüzlerce ihtimal üretir. Ama o işe başladığında sadece bir gerçek vardır: şu an yaptığın şey.

Bu yüzden bazen en iyi terapi, düşünmek değil harekete geçmektir.

Ama burada küçük bir tuzak var.

Harekete geçmek demek hayatı mükemmel yapmak demek değildir. Bazen attığın adım küçük olur, bazen yavaş ilerlersin, bazen tökezlersin.

Ama ilerleyen insan, duran insandan her zaman daha huzurludur.

Çünkü hareket eden kişi kendine şu mesajı verir: “Ben hayatın içindeyim.”

Kaygı ise insanı hayatın kenarına çekmeye çalışır.

Canım Kadın,

Belki bir süredir ertelediğin bir karar var. Belki konuşmaktan kaçındığın bir mesele, başlatmak istediğin bir şey, ama sürekli “daha sonra” dediğin bir adım…

Şunu bil: Kaygı o “sonra”ların içinde güçlenir.

Hayat ise “şimdi”de değişir.

Şimdi sana küçük ama çok etkili bir egzersiz bırakıyorum.

Egzersiz: 10 Dakikalık Hareket

Seni kaygılandıran ama ertelediğin bir şeyi düşün.

Sonra kendine şu sözü ver: “Sadece 10 dakika.”

O işe mükemmel başlamak zorunda değilsin. Büyük bir plan yapmak zorunda değilsin. Sadece 10 dakika boyunca o konuyla ilgili bir şey yap.

Bir sayfa yaz. Bir telefon aç. Bir araştırma yap. Bir mesaj gönder. Bir dosya aç.

Sadece 10 dakika.

Çoğu zaman o 10 dakika ya devam eder ya da zihnindeki yükü hafifletir. Çünkü harekete geçtiğinde, zihninin kurduğu duvarlar çatlamaya başlar.

Canım Kadın,

Hayat korkusuz insanların değil, korkusuna rağmen yürüyen insanların hayatıdır.

Kaygı senin düşmanın değil; sadece seni korumaya çalışan bir alarmdır. Ama alarm sürekli çalıyorsa yapılması gereken şey alarmı dinlemek değil, kapıyı açıp gerçekliğe bakmaktır.

Bazen en güçlü dönüşümler büyük kararlarla değil, küçük hareketlerle başlar.

Bir adım. Bir deneme. Bir başlangıç.

Unutma…

Kaygı zihinde büyür. Hareket hayatı büyütür.

Ve sen hayatın içinde yürüdükçe, korkuların yavaş yavaş arkanda kalır, Canım Kadın.