Didim Belediyesi Gençlik Merkezi ve Sanat Akademisi DİGEM’e konuk olan tarihçi ve yazar Sinan Meydan,  “Yerel seçimleri çok önemsiyorum Türkiye’nin rejim değişikliğinden sonra yerel seçimlerinin daha önem kazandığını görüyorum. Tarihsel bağlamda da şunu görüyoruz Türkiye’nin demokratikleşme süreci taşradan başladı" dedi

Köyatası: Siyaset çirkef insanların eline kaldı

“Türk milletinin yeniden ayağa kalkma dönemi gelmiştir” diyen gazeteci Meriç Köyatası, “Toplumun büyük bir kesiminin kendisinin siyasette temsil edilmediğini düşünüyor, oy verip de kenara çekilmememiz lazım. Şu an da biz toplumun büyük bir kesimi siyasete dışardan seyirci olduğu için ‘siyaset kirli iş, çirkef iş’ dediği için, siyaset çirkeflerin ve kirli insanların elinde kaldı. Biz bir kere emperyalizmin bu projesine karşı son görevimizi yapalım ama seçimde ne yapacağımızdan daha önemlisi seçimden sonra ne yapacağımızdır. Ayağa kalkma dönemi örgütlenmedir, partilere tavır koymaktır veya parti yönetimine el koymaktır. Dolayısıyla biz örgütleneceğiz” çağrısında bulundu.

Direnmek zorundayız"

Emperyalizme karşı direnmek zorundayız diyen Köyatası, şöyle konuştu:

Kuşadası’nda kruvaziyer turizmi canlanıyor Kuşadası’nda kruvaziyer turizmi canlanıyor

"Karşı devrim bir yobazlar hareketi değildir. Karşı devrim, emperyalizmin bir kurgusudur içinde yobazlar vardır. Yüzleşeceğiz, kendimizle de yüzleşeceğiz. Karşı devrim zamanında Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iki ana unsur olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni de kullanmıştır. Dolayısıyla bugün karşı devrim öyle bir ortam oluşturdu ki, yobazları siyasal islam adı altında örgütleyerek partileştirerek iktidara getirdi. Şuanda en güçlü saldırı hedefi bu, emperyalizme karşı direnmek zorundayız. Şunu unutmayacağız, biz geçmişte bunu başardık. Fakat geçmişteki başarının nostaljisine kapılmayacağız ama o nostaljiden de ilham alacağız.”

Yerel seçimler çok önemli

Tarihçi ve yazar Sinan Meydan, seçim sandığına giderken en öncelikli gözetilmesi gereken duyarlılığın Cumhuriyeti dönüştürmeye çalışan siyasi partilere oy vermemek olduğunu belirterek, “Ben yerel seçimleri çok önemsiyorum Türkiye’nin rejim değişikliğinden sonra yerel seçimlerinin daha önem kazandığını görüyorum. Tarihsel bağlamda da şunu görüyoruz Türkiye’nin demokratikleşme süreci taşradan başladı. Yerel seçimler sadece bir belediye seçimi değil, özellikle başkanlık seçimi sonrası hukukun içinde bulunduğu duruma baktığımız zaman oy verirken şu psikolojiyle oy verilmesini öneriyorum. Türkiye cumhuriyetinden laik ve demokratik hukuk devletinden yanaysak, Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmeye çalışan siyasi partilere oy vermeyeceğiz. Atatürk’ün kurduğu laik cumhuriyetten taviz veren, O cumhuriyeti dönüştürmeye çalışan, Tarikatları ve cemaatleri arka bahçesi olarak gören siyasi partilere oy vermeyeceğiz” dedi.

Gültekin: Halk biliyor, iktidar seçimle değişmiyor

Gültekin “Adaleti bağımsız olmayan bir devletin, devlet olarak devam etmesi mümkün değildir. Yargı erkinin bağımsız olmadığını bugün tüm dünya biliyor, Türkiye’de biliyor. Kendimizi aldatmayalım. Böyle bir ülkeye yatırım gelmez, doğrudan yatırım hiç gelmez. Türkiye’den herkes gidiyor bu sebepten dolayı, bunun bir benzerini mesela  Arjantin yaşadı. Bugün 1 dolar 1000 pezo… Eğer biz doğru oy verme ve iktidarı değiştirme becerisinde geç kalırsak, öyle hareket etmezsek, iktidarın medyanın yüzde 95’ine sahip algısının altında kalırsak, bu şekilde bu rejimle yönetilmeye bir 10 yıl daha devam edersek, korkarım bugün Tahran’da olan bizim de başımıza gelecek” dedi.

Aydın: Yerel yönetimler insanların ortak yaşam zemini sağlıyor

Türkiye’nin içinde bulunduğu seçim atmosferini değerlendiren Sanatçı Orhan Aydın, Aziz Nesin’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmış; Zübük filmine atıfta bulunarak şu an aday olan birçok Zübük var dedi. Usta Sanatçı Orhan Aydın, konuşmasında şu ifadelere yer verdi, “Yerel yönetimler insanlığın ortak yaşam zeminlerinin olduğu alanlar. Yerel yönetimler. Merkezi sistemin bir parçası olmakla birlikte, yerel yönetimler ve oluşan demokrasiler, birlikte yaşamayı, hangi milletten, hangi dinden olursan ol, aynı mahallede ya da aynı apartmanda yaşamak kültürünün de bir geleneği ve bu dünyanın her yerinde böyle”