Kerr'in araştırmalarına göre insanların yüzde 88'i ölümden önce tuhaf deneyimler yaşıyor. Hastalar hayatlarındaki önemli anları tekrar yaşayabiliyor, ölen yakınlarıyla konuşabiliyor veya seyahat ettiğini görebiliyor.

Mary'nin hikayesi

Kerr'in bu konuya ilgisi, 70 yaşındaki hastası Mary'nin ölümünden önce yaşadığı bir olayla başladı. Mary, hastane yatağında Danny adında bir bebeğe sarılıp öpüyormuş gibi davranmış. Mary'nin çocukları bu duruma şaşırmış, çünkü Danny adında birini tanımıyormuşlar. Ertesi gün Mary'nin kız kardeşi, Mary'nin Danny adında ölü doğan bir oğlu olduğunu ve bu kaybın Mary'yi çok derinden etkilediğini açıklamış.

Ak Parti'nin gündeminde | Sahipsiz sokak hayvanları uyutulacak mı? Ak Parti'nin gündeminde | Sahipsiz sokak hayvanları uyutulacak mı?

Ölüm yaklaştıkça artan görüntüler

Kerr, Mary'nin yaşadığı bu olayın ardından ölmek üzere olan insanların deneyimlerini araştırmaya başladı. Araştırmalarına göre bu deneyimler ölümden haftalar önce başlıyor ve ölüm yaklaştıkça sıklığı artıyor.

Hastalar ne görüyor?

Kerr'e göre hastalar hayatlarındaki önemli anları tekrar yaşayabiliyor, ölen yakınlarıyla konuşabiliyor veya seyahat ettiğini görebiliyor. Hastalar için bu tasavvurlar gerçek ve yoğun bir his yaratıyor ve bu da onların huzura kavuşmasını sağlıyor.

Korku azalıyor

Kerr, bu deneyimlerin hastaların ölümden duyduğu korkuyu azalttığını söylüyor. Kerr, "Bu ilişkilerin anısı çok anlamlı ve rahatlatıcı bir şekilde geri geliyor, yaşadıkları hayatı kıymetli kılıyor ve ölüme dair korkuyu azaltıyor" diyor.

Hastalar tutarsız değil

Kerr, hastaların tutarsız ya da kafası karışmış olmadığını söylüyor. Fiziksel sağlıkları kötüleşse de, duygusal ve ruhsal olarak bilinçli olduklarını vurguluyor.

Nedeni önemli değil

Kerr'e göre bu deneyimlerin nedeni çok da önemli değil, ancak hastaların içinden geçtiği süreç önemli. Kerr'in araştırmalarına göre insanların yüzde 88'i bu deneyimlerden en az birini yaşamış.

Yas süreci daha rahat geçiyor

Kerr'e göre yaptıkları araştırmaların ilginç sonuçlarından biri şöyle; hasta ölmeden bu tarz bir tecrübe yaşamışsa ailesinin ve sevdiklerinin yas süreci daha sağlıklı bir şekilde geçebiliyor. Kaybettikleri kişiye dair algıları ve hatırladıkları bu tecrübeyle şekillendiği için yas sürecinde daha rahat edebiliyorlar.

Sosyal bilimlere daha fazla ilgi göstermeli

Kerr, sosyal bilimlerin insanın ölümle tecrübesini daha çok ele aldığını, tıp bu alandaki çalışmalara ilgi göstermediğini söylüyor. Halbuki aslında bu alan tedavi görenler ve tedavi görenlerin aileleri için büyük bir önem teşkil ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi