Bugün sana tek bir cümle üzerinden yazıyorum:
“Bir insan sakin bir zihne ne kadar yaklaşırsa, güce de o kadar yaklaşır.”
Çünkü biz gücü çoğu zaman yanlış yerde arıyoruz. Daha çok konuşmakta, daha çok tepki vermekte, daha çok kontrol etmekte… Oysa gerçek güç, çoğu zaman sessizdir. Gürültü yapmaz. Bağırmaz. Paniklemez.
Sakin bir zihin zayıflık değildir. Tam tersine, iç disiplinin en yüksek halidir.
Hayatın içinde düşün. Bir kriz anı. Beklenmedik bir söz. Canını sıkan bir mesaj. Haksızlık. Eleştiri. Reddedilme.
İlk refleks ne olur?
Savunmak. Açıklamak. Üste çıkmak. Kırılmak. Kırmak.
Zihin karıştığında, duygular direksiyona geçer. Ve duygular anlıktır. Ama sonuçları kalıcı olabilir.
Sakin zihin ise şunu yapar:
Durur.
Nefes alır.
Bekler.
Ve tepki vermek yerine, cevap verir.
Canım kadın, sakinlik doğuştan gelen bir özellik değil. İnşa edilen bir kas gibidir. Çalıştırdıkça güçlenir.
Zihnin karışık olduğunda her şeyi olduğundan büyük görürsün. Bir mesaj saatlerce kafanda döner. Bir cümle gününü mahveder. Bir ihtimal geceni uykusuz bırakır.
Ama sakin bir zihin aynı olaya başka bakar:
“Şu an sadece bir duygu yaşıyorum.” “Bu da geçecek.” “Bu durum benim değerimi belirlemiyor.”
Güç işte burada başlar.
Çünkü seni güçlü yapan şey, hiç zorlanmaman değil; zorlandığında dağılmamandır.
Sakin zihin demek, hiçbir şeye üzülmemek demek değildir. Aksine, duygularını bastırmadan ama onların esiri olmadan yaşayabilmektir.
Şunu fark et:
Öfke anında söylenen sözler en çok pişman olunan sözlerdir. Panik anında alınan kararlar en çok düzeltilmeye çalışılan kararlardır. Korku anında verilen vazgeçişler en çok “keşke”ye dönüşen vazgeçişlerdir.
Sakinlik, sana zaman kazandırır. Zaman ise sana bilinç kazandırır. Bilinç de sana güç verir.
Canım kadın,
Hayatta bazı insanlar seni provoke edecek. Bazı durumlar sabrını zorlayacak. Bazı kapılar yüzüne kapanacak.
Ama sen her seferinde dağılmak zorunda değilsin.
Sakinlik, “umursamamak” değildir. Sakinlik, “kendini korumak”tır.
Şimdi sana küçük ama etkili bir egzersiz bırakıyorum.
Egzersiz: 90 Saniye Kuralı
Bir dahaki sefere seni tetikleyen bir durum olduğunda hemen tepki verme.
Telefonu eline aldığında mesaj yazmadan önce, Cevap vermeden önce, Sesini yükseltmeden önce,
Kronometreyi 90 saniyeye ayarla.
Sadece nefesine odaklan. Burnundan al, yavaşça ver. Omuzlarını gevşet. Çeneni sıkıp sıkmadığını fark et. Kalp atışını dinle.
Bilimsel olarak yoğun duygular yaklaşık 90 saniyede ilk zirvesini kaybeder. Sen o dalgayı atlatırsan, daha berrak bir zihinle düşünmeye başlarsın.
Sonra kendine şu üç soruyu sor:
1- Şu an verdiğim tepki 1 hafta sonra hâlâ önemli olacak mı?
2- Bu durum benim karakterimi mi, yoksa sadece o anki ruh halimi mi yansıtacak?
3- Bu olay benim değerimi gerçekten azaltıyor mu?
Çoğu zaman cevap şudur: Hayır.
Ve o an anlarsın ki, mesele olay değilmiş. Mesele zihnin dağılmasıymış.
Canım kadın,
En güçlü insanlar en çok bağıranlar değildir. En güçlü insanlar en çok kazananlar da değildir. En güçlü insanlar, iç dünyasını yönetebilenlerdir.
Sakin zihin, özgüvenin temelidir. Sakin zihin, saygınlığın temelidir. Sakin zihin, liderliğin temelidir.
Çünkü sen sakin kaldığında, karşındaki ya sakinleşir ya da kendi karmaşasıyla baş başa kalır. Ama sen kendi merkezinde kalırsın.
Unutma:
Her şeye cevap vermek zorunda değilsin. Her savaşa girmek zorunda değilsin. Her yanlış anlaşılmayı düzeltmek zorunda değilsin.
Bazen en büyük güç, geri çekilmektir. Bazen en büyük güç, susmaktır. Bazen en büyük güç, sadece “tamam” deyip yoluna devam etmektir.
Sakin zihin, seni küçültmez. Seni büyütür.
Ve son olarak şunu bil:
Hayat seni test etmeye devam edecek. İnsanlar seni zorlamaya devam edecek. Belirsizlikler bitmeyecek.
Ama sen zihnini sakinleştirmeyi öğrendiğinde, dış dünya seni eskisi kadar sarsamayacak.
Güç, kontrol etmekte değil. Güç, kontrolü kaybetmemektedir.
Sakinliğe yaklaştıkça, kendine yaklaşırsın. Kendine yaklaştıkça, gücüne yaklaşırsın.
Ve inan bana Canım Kadın, Gerçek güç zaten senin içinde. Sadece biraz sessizliğe ihtiyacı var.