Canım Kadın,
Sen hiç fark ettin mi?
Bazı insanlara hep sen veriyorsun.
Sen arıyorsun.
Sen soruyorsun.
Sen yetişiyorsun.
Sen destek oluyorsun.
Sen anlayış gösteriyorsun.
Sen affediyorsun.
Ve bir süre sonra ilişkilerinde garip bir şey oluyor:
Sen verdikçe vermeye devam ediyor, karşılığında ise giderek daha azını beklemeye başlıyorsun.
Çünkü bazen yardım etmekle kendini feda etmek arasındaki çizgiyi fark etmiyoruz.
İyi olmak güzel.
Şefkatli olmak güzel.
Birinin yanında olmak güzel.
Ama sürekli veren taraf olduğunda, ilişki artık bir paylaşım olmaktan çıkıp tek taraflı bir düzene dönüşebilir.
Canım Kadın,
Belki de çocukluğundan beri "iyi kız" olmayı öğrendin.
Kimseyi üzme.
Hayır deme.
Yardım et.
İdare et.
Alttan al.
Sen güçlü ol.
Ve zamanla bilinçaltında şu kayıt oluşmuş olabilir:
"Değerli olmak için vermeliyim."
"Sevilmek için ihtiyaçları karşılamalıyım."
"Ben istemeyeyim, yeter ki karşımdaki mutlu olsun."
İşte burada alma-verme dengesi bozulmaya başlar.
Çünkü sen sürekli veriyor ama almayı kabul etmiyorsan, aslında kendine de şunu söylüyor olabilirsin:
"Benim ihtiyaçlarım o kadar önemli değil."
Oysa Canım Kadın, almak da vermek kadar sağlıklıdır.
Birinin sana yardım etmesine izin vermek...
Birinin seni düşünmesine izin vermek...
Bir iyiliği karşılık vermeden kabul edebilmek...
İhtiyacın olduğunda "Bana destek olur musun?" diyebilmek...
Bunlar bencillik değildir.
Bunlar karşılıklılığın parçalarıdır.
Ve unutma:
Sınır koyduğunda kötü bir insan olmazsın.
Her isteğe "evet" demediğinde sevgisiz olmazsın.
Kendini koruduğunda egoist olmazsın.
Bazen kendine verdiğin en büyük değer, "Ben bunu artık tek başıma taşımayacağım." diyebilmektir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: ALIYOR MUYUM, SADECE VERİYOR MUYUM?
Bugün hayatındaki üç ilişkiyi düşün.
Bir arkadaşlık...
Bir aile ilişkisi...
Bir iş ya da özel hayat ilişkisi olabilir.
Her biri için şu soruların cevabını yaz:
"Bu ilişkide en çok ben mi veriyorum?"
"İhtiyacım olduğunda karşı taraf yanımda oluyor mu?"
"Hayır dediğimde sınırlarıma saygı duyuluyor mu?"
"Ben yardım istemekte zorlanıyor muyum?"
"Karşımdaki bir şey yaptığında bunu suçluluk duymadan kabul edebiliyor muyum?"
Sonra kendine şu soruyu sor:
"Ben sevgi ile fedakârlığı birbirine karıştırıyor olabilir miyim?"
Bugün küçük bir değişiklik yap.
Normalde otomatik olarak "Ben hallederim." diyeceğin bir yerde dur.
Ve eğer gerçekten ihtiyacın varsa:
"Bu konuda bana yardımcı olur musun?"
de.
Bir iyilik yapıldığında hemen karşılığını vermeye çalışma.
Sadece teşekkür et ve kabul et.
Çünkü alma kapasiten de verme kapasiten kadar gelişmeye ihtiyaç duyar.
CANIM KADIN, DENGEYİ ÖĞREN
Hayatındaki insanların hepsi senden faydalanıyor demek doğru değil.
Ama sen sürekli kendini ikinci plana atıyorsan, bazı ilişkilerde bu düzen zamanla normalleşebilir.
Bu yüzden mesele insanları suçlamak değil.
Kendi sınırlarını fark etmek.
Kimin için ne kadar verdiğini görmek.
Ve en önemlisi, kendine de başkalarına verdiğin şefkatin bir kısmını verebilmek.
Çünkü sağlıklı ilişki sadece "Ben senin için buradayım." değildir.
Aynı zamanda:
"Sen de benim için buradasın."
diyebilmektir.
Canım Kadın,
Sen yalnızca veren taraf olmak zorunda değilsin.
Herkesi taşımak zorunda değilsin.
Her problemi çözmek zorunda değilsin.
Sevilmek için kendini tüketmek zorunda hiç değilsin.
İyiliğini kaybetme.
Ama iyiliğinin sınırlarını öğren.
Çünkü gerçek denge, ne herkesten almak ne de herkese kendini vermektir.
Gerçek denge, verirken kendini kaybetmemek; alırken de suçluluk duymamaktır.
Bugün kendine şunu hatırlat:
"Ben vermeye de almaya da layığım."
"Sevilmek için kendimi tüketmek zorunda değilim."
"Benim ihtiyaçlarım da önemli."
Ve hayatına, sadece senden alanları değil; seninle paylaşmayı, seni desteklemeyi ve yanında olmayı bilen insanları daha fazla davet et.
Çünkü senin kalbin çok şey verebilir.
Ama artık kendini eksilterek değil, kendini koruyarak ver.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin, değer verdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da hatırlamaya ihtiyacı vardır: İyi bir kadın olmak, herkese yetişmek değil; kendine de iyi gelebilmektir.