Canım Kadın,

Hayatında bazı insanların yanındayken neden kendini daha hafif, daha neşeli ve daha canlı hissettiğini hiç düşündün mü?

Bazılarının yanından ayrıldığında ise hiçbir şey yaşanmamış gibi görünse bile içinin yorulduğunu, enerjinin düştüğünü ve zihninin dolduğunu fark edebilirsin.

Çünkü hayatımıza giren herkes sadece bir insan değildir. Bazı insanlar bize kendimizi hatırlatır, bazıları ise kendimizden uzaklaştırır.

Korkularını sürekli besleyen, seni yetersiz hissettiren, her güzel şeyin arkasında bir sorun arayan insanların yanında uzun süre kaldığında onların bakış açısı zamanla senin iç sesine dönüşebilir.

Bir süre sonra onların söylediğini sen kendine söylemeye başlarsın:

“Ben yapamam.”

“Bana göre değil.”

“Ya kötü giderse?”

“Zaten hiçbir şey istediğim gibi olmuyor.”

Oysa bazen problem senin hayatında değil, hayatına kimi ne kadar yaklaştırdığındadır.

Canım Kadın,

Bu, hayatındaki herkesi bir anda silmen gerektiği anlamına gelmez.

Ama kimin yanında kendin gibi olabildiğini fark etmen gerekir.

Çünkü sağlıklı ilişkiler seni küçültmez.

Kendini sürekli kanıtlamak zorunda bırakmaz.

Neşeni suçluluk duygusuna dönüştürmez.

Hayallerini küçümsemez.

Tam tersine, iyi insanlar sana kendini daha güçlü, daha cesur ve daha gerçek hissettirir.

Onların yanında kahkahanı saklamazsın.

Fikrini söylemekten korkmazsın.

Başarını anlatırken utanmazsın.

Ve en önemlisi, kendin olduğun için daha az sevilmeyeceğini bilirsin.

Hayatının enerjisini korumak bazen daha fazla insan kazanmakla değil, sana iyi gelmeyen ilişkilerde sınır koymayı öğrenmekle ilgilidir.

Çünkü senin herkesi memnun etmek gibi bir görevin yok.

Herkesi taşımak zorunda değilsin.

Herkesin yarasını iyileştirmek senin sorumluluğun değil.

Sen de hayatında sana iyi gelen insanları seçebilirsin.

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: “BEN KİMİN YANINDA KENDİMİ KAYBEDİYORUM?”

Bir kâğıdı ikiye böl.

Bir tarafına “Yanında kendim olabildiğim insanlar”, diğer tarafına “Yanında kendimi küçülttüğüm insanlar” yaz.

Sonra isimlerden çok, hislerini düşün.

Kimin yanında rahatlıyorsun?

Kimin yanında sürekli kendini açıklamak zorunda kalıyorsun?

Kim senin sevincini büyütüyor?

Kim güzel bir şey yaşadığında bile içine şüphe bırakıyor?

Kim seni olduğun halinle kabul ediyor?

Kim seni sürekli değiştirmeye çalışıyor?

Sonra kendine şu soruyu sor:

“Ben hayatımda hangi duygunun çoğalmasını istiyorum?”

Huzur mu?

Güven mi?

Neşe mi?

Cesaret mi?

Yoksa sürekli kaygı, korku ve yetersizlik mi?

Cevabın neyse, bundan sonra ilişkilerini o cevaba göre yeniden değerlendirmeye başla.

Çünkü bazen hayatımızı değiştiren şey yeni bir insanın gelmesi değil, eski bir ilişkinin içimizdeki yerini değiştirmektir.

Canım Kadın,

Senin enerjin kıymetli.

Kalbin kıymetli.

Neşen kıymetli.

Ve hayatında sana sürekli kendini eksik hissettiren insanlara kendini kanıtlamak zorunda değilsin.

İçindeki huzuru söndüren insanlardan uzaklaşmak bencillik değildir.

Kendini korumaktır.

Seni daha iyi bir haline taşıyan, yanında gülebileceğin, hayallerini küçümsemeyen ve olduğun kadınla gurur duymanı sağlayan insanlara daha çok yer aç.

Çünkü bazen hayatımızdaki en büyük değişim, daha çok insana sahip olmak değil; doğru insanların yanında daha çok kendimiz olabilmektir.

Bugün kendine şunu hatırlat:

“Ben, beni tüketen değil; beni olduğum halimle büyüten ilişkileri seçiyorum.”

Ve unutma Canım Kadın…

İçindeki mutluluğu çıkaran insanlarla çoğal.

İçindeki ışığı söndürenlerin yanında kendini kaybetme.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin, değer verdiğin bir kadına gönder. Belki onun da bugün hatırlamaya ihtiyacı vardır: Kimin yanında olduğun, kim olduğuna düşündüğünden çok daha fazla dokunabilir.