Borsada, döviz piyasalarında veya kripto para işlemlerinde sık duyulan kavramlardan biri de
“stop-loss”, yani zarar durdurma satışlarıdır. İlk duyulduğunda teknik ve karmaşık bir terim
gibi gelebilir. Ancak günlük hayatla kıyaslandığında aslında oldukça basit bir mantığa dayanır:
Bir aracın emniyet kemeri neyse, yatırımcı için stop-loss da odur.
Çünkü piyasalar her zaman düz bir çizgi halinde ilerlemez. Bugün yükselen bir hisse yarın
düşebilir, dün kazandıran bir yatırım bugün zarar ettirebilir. İşte bu noktada yatırımcılar,
zararlarının büyümesini önlemek için belirli bir seviyeyi önceden belirleyerek satış emri
koyarlar. Buna stop-loss denir.
Örneğin bir kişi 100 liradan bir hisse aldı diyelim. Kendisine şu kuralı koyuyor: “Eğer fiyat 90
liraya düşerse satacağım.” Böylece zarar yüzde 10 seviyesine ulaştığında sistem otomatik
olarak satış gerçekleştiriyor. Amaç küçük zararla çıkmak ve daha büyük kayıplardan
korunmak.
İlk bakışta oldukça mantıklı görünür. Gerçekten de çoğu zaman mantıklıdır. Fakat işin içinde
insan psikolojisi ve piyasa davranışları girince tablo biraz değişebiliyor.
Birçok yatırımcı zarar etmeyi kabullenmekte zorlanır. İnsanlar genellikle “Biraz daha
bekleyeyim, nasıl olsa tekrar yükselir” düşüncesine kapılır. İşte en büyük hataların önemli
kısmı burada ortaya çıkar. Küçük bir zarar, zaman içinde büyük bir zarara dönüşebilir.
Mahallede bir esnafın örneğini düşünelim. Dükkâna aldığı ürünler beklediği gibi satılmadı.
Eğer zarar eden ürünü zamanında elden çıkarmazsa yeni ürün almak için sermayesi azalır.
Sonunda daha büyük sorunlarla karşılaşabilir. Finans piyasalarında da benzer durum yaşanır.
Stop-loss sistemi yatırımcıya disiplin sağlar. Kararları duygular değil, önceden belirlenmiş
kurallar verir. Çünkü piyasada korku ve açgözlülük sürekli mücadele halindedir.
Yatırımcıların önemli bir kısmı yükseliş dönemlerinde aşırı özgüven içine girebilir. Sürekli
kazanç elde eden biri, fiyatların hep yükseleceğini düşünmeye başlayabilir. Fakat piyasalar
insan psikolojisini test etmeyi sever.
Bir hisse senedi hızlı yükselirken insanlar birbirlerini aramaya başlar:
“Şu hisseyi aldın mı?”
“Herkes kazanıyor.”
“Daha da yükselecekmiş.”
Bu tür cümleler yatırım kararlarını etkileyebilir. Fakat piyasalar kalabalık psikolojisine göre
değil, ekonomik gerçeklere göre hareket eder.

Özellikle sert düşüş günlerinde stop-loss emirleri zincirleme etki oluşturabilir. Fiyat düşünce
ilk stop emirleri çalışır. Bu satışlar fiyatı biraz daha aşağı iter. Sonra başka yatırımcıların stop
seviyeleri devreye girer. Ardından yeni satışlar gelir.
Bir yamaçtan aşağı yuvarlanan küçük bir kartopunu düşünün. Başlangıçta küçüktür ama
ilerledikçe büyür. Bazen piyasalarda da benzer bir durum yaşanır.
Bu nedenle bazı günler yatırımcılar şu cümleyi kurar:
“Şirket kötü haber açıklamadı ama hisse neden bu kadar düştü?”
Sebep çoğu zaman zincirleme çalışan stop-loss satışları olabilir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Stop-loss her zaman kusursuz çalışan bir sistem
değildir.
Çok dar belirlenen stop seviyeleri yatırımcıyı gereksiz yere işlem dışına atabilir. Örneğin hisse
kısa süreli bir dalgalanma yaşayıp yüzde 3 düşebilir, stop emri çalışabilir, ardından fiyat
yeniden yükselmeye başlayabilir.
Bu durumda yatırımcı şöyle düşünür:
“Ben sattım, hisse sonra uçtu gitti.”
Böyle örnekler piyasalarda oldukça sık görülür.
Bu yüzden uzmanlar stop seviyelerinin gelişigüzel değil, yatırımın süresine ve risk durumuna
göre belirlenmesi gerektiğini söyler.
Kısa vadeli işlem yapan biriyle uzun vadeli yatırım yapan kişinin stop stratejisi aynı olmaz.
Günlük alım satım yapan bir kişi küçük hareketlere dikkat ederken, uzun vadeli yatırımcı daha
geniş hareket alanı bırakabilir.
Bir başka önemli konu da yatırımcının kendi karakteridir.
Bazı insanlar risk almayı sever. Bazıları ise küçük bir kayıp gördüğünde rahatsız olur. Finansal
kararlar sadece rakamlarla değil, insan davranışlarıyla da ilgilidir.
Piyasada büyük zarar yaşayan insanların ortak cümlelerinden biri şudur:
“Keşke daha önce satsaydım.”
Buna karşılık erken satış yapanların da söylediği başka bir cümle vardır:
“Biraz daha bekleseydim keşke.”
İşte yatırım dünyasının en zor taraflarından biri de budur. Geleceği kesin olarak kimse
bilemez.
Stop-loss sistemi geleceği tahmin etmez. Sadece risk yönetimi sağlar.

Sonuç olarak stop-loss satışları yatırımcı için sihirli bir formül değildir. Ancak doğru
kullanıldığında ciddi kayıpların önüne geçebilir. Trafikte emniyet kemeri takmak kazayı
engellemez ama kazanın etkisini azaltabilir.
Yatırım dünyasında da durum farklı değildir. Her düşüşten kaçmak mümkün olmayabilir.
Ancak önemli olan, küçük bir dalganın insanı büyük bir fırtınanın içine sürüklemesini
engellemektir. Çünkü piyasada yalnızca kazanç elde etmek değil, eldeki sermayeyi
koruyabilmek de büyük bir başarıdır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]