Bir ülkenin ekonomisini değerlendirirken büyüme, enflasyon ve işsizlik kadar önemli olan
göstergelerden biri de cari dengedir. Cari denge, en basit ifadeyle bir ülkenin dış dünyayla
yaptığı mal, hizmet ve gelir alışverişinin bilançosudur. Eğer ülke dışarıya sattığından daha
fazlasını satın alıyorsa ortaya cari açık çıkar. Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır karşı karşıya
olduğu temel sorunlardan biri de budur.
Ekonomistler zaman zaman cari açığın yükselmesini doğal karşılayabilir. Özellikle yatırımın ve
üretimin hızlandığı dönemlerde ithalatın artması nedeniyle cari açık oluşabilir. Ancak asıl
tehlike, cari açığın geçici olmaktan çıkıp kalıcı hale gelmesidir. Çünkü sürekli hale gelen bir
cari açık, ekonominin dış kaynaklara bağımlılığını artırır ve ülkeyi kırılgan hale getirir.
CARİ AÇIK NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde cari açığın temel nedenlerinden biri enerji ithalatıdır.
Petrol, doğalgaz ve diğer enerji kaynaklarının önemli bir bölümü dışarıdan satın alınmaktadır.
Enerji fiyatları yükseldiğinde ithalat faturası da kabarır ve cari açık büyür.
Bunun yanında sanayi üretiminde kullanılan birçok ara malı ve ham madde de yurt dışından
getirilmektedir. Fabrikalar üretimi artırdığında ihracat yükselse bile aynı anda ithalat da
arttığı için dış ticaret dengesi bozulabilmektedir.
Bir başka önemli neden ise tüketim alışkanlıklarıdır. Döviz kurunun düşük olduğu veya
finansmana erişimin kolaylaştığı dönemlerde ithal otomobil, elektronik ürün ve lüks tüketim
mallarına olan talep yükselmektedir. Bu durum da dış ticaret açığını büyüterek cari açığı
artırmaktadır.
KALICI CARİ AÇIK NEDEN TEHLİKELİ?
Cari açığın sürekli hale gelmesi demek, ülkenin her yıl dışarıdan kaynak bulmak zorunda
kalması anlamına gelir. Bu kaynak bazen yabancı yatırım, bazen kredi, bazen de sıcak para
girişleri şeklinde olabilir.
Ancak küresel piyasalarda şartlar değiştiğinde bu kaynakların bulunması zorlaşabilir. Yabancı
yatırımcılar risk gördüklerinde paralarını başka ülkelere yönlendirebilir. Böyle durumlarda
döviz arzı azalırken döviz talebi devam eder ve kur üzerinde baskı oluşur.
Kur yükseldiğinde ise ithal ürünlerin maliyeti artar. Bu durum enflasyonu besler. Özellikle
enerji ve ham madde ithalatına bağımlı ülkelerde kur artışları kısa sürede fiyatlara yansır.
Vatandaşın satın alma gücü azalırken işletmelerin maliyetleri yükselir.
Kalıcı cari açık aynı zamanda dış borç yükünün artmasına da neden olabilir. Cari açığın
finansmanı için alınan dış krediler zamanla geri ödenmek zorundadır. Borç stoku büyüdükçe
faiz ödemeleri de artar. Böylece ülkenin gelecekteki gelirlerinin bir kısmı borç servisine
gitmeye başlar.

EKONOMİK BÜYÜMEYİ DE ETKİLİYOR
İlk bakışta cari açık ile ekonomik büyüme arasında doğrudan bir ilişki yokmuş gibi görünse de
aslında iki gösterge birbirine oldukça bağlıdır. Cari açığın sürdürülemez seviyelere ulaşması
durumunda ekonomi yönetimleri genellikle talebi yavaşlatıcı önlemler almak zorunda kalır.
Faizlerin yükseltilmesi, kredi büyümesinin sınırlandırılması veya ithalatı azaltıcı tedbirler
ekonomik aktiviteyi yavaşlatabilir. Sonuç olarak büyüme hızı düşebilir.
Bu nedenle ekonomistler uzun vadede sağlıklı büyümenin, yüksek cari açıkla değil; üretim,
verimlilik ve ihracat artışıyla sağlanması gerektiğini vurgulamaktadır.
TÜRKİYE İÇİN RİSKLER NELER?
Türkiye son yıllarda ihracatta önemli başarılar elde etti. Sanayi ürünlerinden savunma
sanayine, turizmden hizmet gelirlerine kadar birçok alanda döviz kazandırıcı faaliyetler arttı.
Buna rağmen enerji bağımlılığı ve ithal girdilere olan ihtiyaç cari açığın tamamen ortadan
kalkmasını zorlaştırıyor.
Özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanabilecek küresel yükselişler Türkiye'nin cari
dengesini olumsuz etkileyebilir. Benzer şekilde küresel ticarette yaşanabilecek daralmalar
ihracat gelirlerini azaltabilir.
Dünya ekonomisinde artan jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları ve finansal belirsizlikler de
cari açığın finansmanını zorlaştırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.
ÇÖZÜM NEREDE?
Cari açığın kalıcı hale gelmesini önlemek için öncelikle üretim yapısının güçlendirilmesi
gerekiyor. Yüksek teknolojili ürünlerin üretimi ve ihracatı artırıldıkça daha fazla döviz geliri
elde etmek mümkün olacaktır.
Enerji alanında yenilenebilir kaynakların payının artırılması da büyük önem taşıyor. Güneş,
rüzgâr ve diğer yerli enerji kaynaklarının kullanımı arttıkça enerji ithalatı azalabilir. Bu da cari
açığın düşmesine katkı sağlar.
Ayrıca yerli ara malı üretiminin geliştirilmesi, sanayinin ithalata bağımlılığının azaltılması ve
verimlilik artışlarının desteklenmesi uzun vadeli çözümün temel taşları arasında bulunuyor.
Turizm gelirlerinin artırılması, lojistik hizmetlerinin geliştirilmesi ve uluslararası yatırımların
çekilmesi de cari dengeyi olumlu etkileyebilecek unsurlar arasında yer alıyor.
SONUÇ
Cari açık tek başına bir felaket göstergesi değildir. Ancak yıllar boyunca yüksek seviyelerde
devam etmesi ekonomide önemli kırılganlıklar yaratabilir. Sürekli dış kaynak ihtiyacı, kur
baskısı, enflasyon riski ve artan dış borç yükü kalıcı cari açığın en önemli sonuçlarıdır.

Bu nedenle Türkiye'nin önündeki en büyük ekonomik hedeflerden biri, daha fazla üreten,
daha fazla katma değer yaratan ve enerji bağımlılığını azaltan bir ekonomik yapı kurmaktır.
Böyle bir dönüşüm gerçekleştiğinde cari açık geçici bir sorun olmaktan çıkacak, ekonomi
daha sağlam temeller üzerinde büyüme fırsatı yakalayacaktır. Cari açığın kalıcı hale gelme
riskini azaltmanın yolu da tam olarak buradan geçmektedir: Daha güçlü üretim, daha yüksek
verimlilik ve daha sürdürülebilir bir ekonomik model.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]