Ülkemizde bazı çevreler tarafındanTürkiye'de yıllar içindedolar bazında kişi başına düşenortalamaGayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) giderek yükseldiğive bu nedenlekişilerinde milli gelirden aldığı payın arttığı ve daha zenginleştiği iddia edilir.
2001 krizi sırasındaki negatif büyüme sonucu 2500 dolar civarına düşmüş olan kişi başı ortalama milli gelir, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında ortalama 3500 doları aşmış, 2005 yılında ise 4000 dolara doğru tırmanışa geçmiştir.
Ortalama milli gelirimiz Ali Babacan’ın da sık sık değindiği gibi 2013 ve 2014 yıllarında kişi başına12.000 dolar seviyesini aşmıştır.
Daha sonraki yıllarda ortalama milli gelir düşmüş 2020 yılında 8.500 dolara inmiş ve 2024 yılında ise yayımlanan rakamalar göre 15.463 dolar seviyesine yükselmiştir.
Ortalama GSYH’nin artmış olması insanların daha müreffeh yaşadığı ve milli gelirden aldığı payın arttığı anlamına gelmemektedir.
1- Bu konuda dikkate alınması gereken en öncelikli husus kişi başına düşen dolar bazında ortalama Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) eşit olarak paylaşılıp paylaşılmadığıdır.
T.C.M.B. tarafından ilan edilen kurlara göre 2024 yılı Haziran ayında ortalama dolar kuru 32,51TL.’dir. Buna göre TL. cinsinden kişi başına düşen milli gelir15.463 x 32,51 TL.= 502.702TL’ye karşılık gelmektedir.2024 yılı sene başı itibariyle net asgari ücret 17.002,12TL’dir.
Çalışanların en az yüzde 50’sinin asgari ücretli olduğu yani TÜİK rakamlarına göre 2024 yılı Şubat ayında 15 milyon kişinin asgari ücretli çalışanı ve 16 milyon da emekli ve ortalama olarak ailelerin de 3’er kişi olduğunukabul edildiğinde, nüfusun büyük bir çoğunluğunun gelirinin 15.463doların altında olduğu ve milli gelirden eşit olarak pay almadıkları gerçeği gün gibi ortaya çıkmaktadır. Zira eşit olarak paylaşılması durumunda kişi başına 41.892,00 TL. düşmesi gerekirken 2024 yılındahane halklarının büyük çoğunluğuna 17.002,12 TL. bile düşmemiştir.
2024 yılı açlık sınırının 23.000,00 TL. civarında olduğu dikkate alındığında durum daha da vahim hale gelmektedir.
Bu durumda asgari ücretin açlık sınırının altın olduğu bir ülkede ortalama kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıladan herkesin eşit olarak pay aldığını söylemek mümkün değildir.
2- Bir de bu rakamları tahlil ederken dolardaki enflasyonu da dikkate almak gerekmektedir. TÜİK’in yıllık ekonomik verilerine göre 2002 sabit kuru ile enflasyondan arındırıldığında2002 yılında 3.608 Dolar olan ortalama milli gelir, 2022 yılındaki ortalama milli gelir olan 10.655 dolar ve karşılığı ise6.549,14 dolara tekabül etmekteiken 2024 yılındaki1 doların 2022 yılı değerinde olmadığı, ABD.’deki enflasyon sebebi ile değer kaybettiği dikkate alındığında nominal olarak 15.463 olan kişi başına doların reel anlamda değeri daha da düşmüştür.
3- Bir de içinde bulunduğumuz dönemde kurun baskılanarak reel gerçek değerinden düşük tutulduğunu da dikkate almak gerekir. Türkiye’de GSYH, önce TL olarak hesaplanır ve yıllık ortalama dolar kuru üzerinden dolara çevrilir. 2024 yılında GSYH TL. cinsinden 43 triyon 410 milyar 514 milyon TL. olup, ortalama kur 32,51 TL olduğundan dolar bazında GSYH 1 trilyon 335 milyar 297 milyon olacaktır.
Oysa Ekonomist Mahfi Eğilmez’in hesabına göre, eğer Türk Lirasının dış değer kaybı da iç değer kaybı kadar (yüzde 58,5) olsaydı,bu durumda 2023 yılı kuru 23,79 dolar olduğundan 2024 yılında kur (23,79 x 1,585 =) 37,71 olacaktı. Böylece, dolar cinsinden GSYH (43.411 / 37,71 =) 1.151 milyar dolar, kişi başına gelir de 15.463 dolardeğil 13.545 dolar olarak bulunacaktı.
Diğer taraftan da TL’deki reel kaybı işin başka bir boyutudur.
4-Kaldı ki, dünyanın bütün ülkeleri her yönden gelişirken Türk halkının da bu gelişmelerden yararlanamayacağını düşünmek mantıklı olmayacaktır. İhtiyaçlarımız artmıştır.
Örneğin, 2000’li yılların başında cep telefonu kullanmak belki lüks olarak görülebilirdi. Yine 2000’li yıllarda otomobil de öyle. Yine 2000’li yıllarda seyahat ve tatil ihtiyacı bu denli yaygın değildi. Beslenme alışkanlıklarımız daha sade idi ve maliyetler de düşüktü.
İnsanımızın, dünya standartlarında hayat sürmesi ve milli gelirden gereken payı alması da bütün yönetimlerin hedefi olmalıdır.
Çarpıcı bir örnek; 1 Eylül 2025 tarihli Gazete Pencere’de bir haber: Türkiye’de bir mezunun ortalama geliri 7 bin 542 Euro iken, AB ortalaması 29 490 Euro’dur.