Canım Kadın,
Empati güzel bir şeydir. Birinin ne hissettiğini anlayabilmek, onun gözünden dünyaya bakabilmek insanı inceltir, derinleştirir. Empati sayesinde insanlar birbirine yaklaşır, kalpler arasında köprüler kurulur.
Ama her güzel şey gibi empatinin de bir dengesi vardır.
Azı insanı bencilleştirir, çoğu ise insanı kendinden uzaklaştırabilir.
Çünkü bazen empati yaptığını sanırsın ama aslında fark etmeden başkasının duygularını taşımaya başlarsın. Onun kırgınlığı senin yükün olur, onun huzursuzluğu senin zihnini doldurur, onun hayatı senin sorumluluğun gibi hissettirmeye başlar.
İşte o noktada empati olmaktan çıkar.
Sempatiye dönüşür.
Canım Kadın,
Empati anlamaktır. Sempati ise içinde kaybolmaktır.
Empati kuran kişi şunu söyleyebilir: “Seni anlıyorum.” Ama yine de kendi sınırlarını korur. Kendi duygusunu, kendi merkezini kaybetmez.
Sempatiye kayan kişi ise fark etmeden başkasının hayatını taşımaya başlar. Sürekli onu düşünür, onun için üzülür, onun sorunlarını çözmeye çalışır.
Bir süre sonra da yorulur.
Çünkü insan başkasının hayatını yaşayamaz.
Birinin duygusunu anlamak mümkündür ama o duygunun sorumluluğunu almak insanın kendi dengesini bozar.
Özellikle kadınlar bu konuda çok hassastır. Çevresindeki herkesi anlamaya çalışır. Kim kırılmış, kim üzülmüş, kim ne hissetmiş… Hepsini fark eder.
Ama çoğu zaman kendi duygularını arka plana atar.
Birinin kırılmaması için kendini susturur. Birinin üzülmemesi için kendi sınırlarını esnetir. Birinin rahat etmesi için kendi konforundan vazgeçer.
Ve bir süre sonra içten içe yorulur.
Çünkü fazla empati, insanı kendi hayatının dışına çıkarır.
Canım Kadın,
Unutma, birini anlamak zorunda değilsin ki iyi bir insan olasın.
Her davranışı açıklamak zorunda değilsin. Her kırgınlığı taşımak zorunda değilsin. Herkesi rahatlatmak zorunda değilsin.
Empati başkasını anlamaktır ama kendini kaybetmek değildir.
Sağlıklı empati şöyle çalışır: “Seni anlıyorum ama bu senin sorumluluğun.”
Fazla empati ise şöyle der: “Seni anlıyorum ve bunu çözmek benim görevim.”
Aradaki fark çok büyüktür.
Biri insanı güçlendirir.
Diğeri insanı tüketir.
Canım Kadın,
Şimdi sana küçük ama çok farkındalık yaratan bir egzersiz bırakıyorum.
Egzersiz: Sınır Farkındalığı
Bugün bir dur ve kendine şu soruyu sor:
“Ben gerçekten hangi duyguyu hissediyorum, hangisi bana ait değil?”
Gün içinde seni yoran bir durumu düşün. Sonra şu üç soruyu yaz:
Bu sorun gerçekten bana mı ait?
Bunu çözmek benim sorumluluğum mu?
Yoksa ben sadece başkasının yükünü mü taşıyorum?
Bazen insanın yükü ağır değildir; sadece kendine ait olmayan yükleri taşıyordur.
Bunu fark etmek bile büyük bir rahatlama getirir.
Canım Kadın,
İyi kalpli olmak, herkesi taşımak demek değildir.
Duyarlı olmak, kendini unutmak demek değildir.
Empati, insanın kalbini genişletir ama sınırları yok saydığında kalbi yorar.
O yüzden kendine şu izni ver:
Herkesi anlamaya çalışmak zorunda değilsin.
Herkesi iyileştirmek zorunda değilsin.
Herkesin yükünü taşımak zorunda değilsin.
Bazen en sağlıklı cümle şudur:
“Seni anlıyorum ama bu sana ait.”
İşte o zaman empati gerçek yerini bulur.
Ve sen hem başkalarını anlayabilen hem de kendini koruyabilen güçlü bir kadın olursun.
Unutma…
Empatinin fazlası merhamet değil, yorgunluk getirir.
Dengesi ise insanı hem güçlü hem huzurlu yapar, Canım Kadın.