Canım Kadın,

Bazı insanlar seni kırarak değil, sana suçluluk hissettirerek yönetir.

Çünkü bilirler ki vicdanı güçlü insanlar, başkalarını üzmemek için çoğu zaman kendilerini üzmeyi seçer.

İşte manipülasyon tam da burada başlar.

Sen sadece bir sınır koyarsın.

"Bunu istemiyorum." dersin.

"Kendimi böyle hissetmiyorum." dersin.

"Artık buna izin vermeyeceğim." dersin.

Ama bir anda konu senin sınırın olmaktan çıkar, senin ne kadar "değiştiğine" gelir.

Canım Kadın,

Sana şu cümleler tanıdık geliyor mu?

"Sen eskiden böyle değildin."

"Senin için bunca şey yaptım."

"Ne kadar da nankör oldun."

"Bir hayır dedin diye bu kadar mı değiştin?"

Bu cümlelerin ortak bir amacı vardır.

Senin davranışını anlamak değil...

Seni yeniden suçlu hissettirerek eski yerine döndürmek.

Çünkü bazı insanlar, senin değişmenden değil; artık seni eskisi gibi yönetememekten rahatsız olur.

Canım Kadın,

Gerçek sevgi, sınırlarından korkmaz.

Gerçek dostluk, "Hayır." dediğinde seni cezalandırmaz.

Gerçek ilişki, suçluluk duygusuyla ayakta kalmaz.

Eğer biri sana değer veriyorsa, koyduğun sınırı anlamaya çalışır.

Ama seni sadece kendi ihtiyaçları için seviyorsa, sınırlarını kişisel bir saldırı gibi algılar.

İşte bu yüzden her suçluluk hissi, gerçekten suçlu olduğun anlamına gelmez.

Bazen o duygu, yıllarca başkalarını kendinden önce seçmeye alışmış olmanın sonucudur.

Canım Kadın,

Hayır demeyi öğrendiğinde bazı insanlar senden uzaklaşacak.

Bu seni korkutmasın.

Çünkü seni sadece her istediğini yaptığında seven insanlar, aslında seni değil; senden gördükleri faydayı seviyorlardı.

Sen değiştikçe ilişkilerin de değişecek.

Bazıları bitecek.

Bazıları güçlenecek.

Ama en önemlisi, sen kendine olan saygını yeniden kazanacaksın.

Ve inan bana...

Kendine saygı duymaya başladığında, seni gerçekten seven insanlar hayatında kalmaya devam eder.

Çünkü sevgi, baskıyla değil; karşılıklı saygıyla büyür.

Bugünkü Egzersizin

Bugün sessiz bir ortamda otur ve son zamanlarda kendini suçlu hissettiğin üç olayı düşün.

Her birinin karşısına şu soruyu yaz:

"Gerçekten yanlış bir şey yaptığım için mi suçlu hissediyorum, yoksa sadece bir başkasının beklentisini karşılamadığım için mi?"

Sonra şu cümleyi yüksek sesle söyle:

"Başkalarının hayal kırıklığı, her zaman benim suçum değildir."

Bu cümleyi hissetmeye çalış.

Çünkü suçluluk duygusuyla değil, farkındalıkla karar vermeye başladığında hayatın değişmeye başlar.

Canım Kadın,

İyi bir insan olmak, herkesi mutlu etmek değildir.

Fedakâr olmak, kendini tüketmek değildir.

Vicdanlı olmak ise başkalarının seni suçluluk duygusuyla yönetmesine izin vermek hiç değildir.

Unutma...

Sınır koyduğun için seni suçlu hissettiren insanlar, çoğu zaman sınırlarının olmamasına alışmış kişilerdir.

Sen değiştikçe bunu yadırgayabilirler.

Ama sen yine de kendinden vazgeçme.

Çünkü kendine duyduğun saygı, hayatındaki tüm ilişkilerin temelidir.

Kendini korumayı öğrendiğinde, sadece daha güçlü değil; aynı zamanda daha huzurlu bir kadın olursun.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olduğunu düşündüğün ya da çok sevdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da, suçluluk duygusuyla değil, kendine duyduğu saygıyla yaşamayı hatırlamaya ihtiyacı vardır.