Canım Kadın,

Kadın olmakla ilgili yüzyıllardır söylenen o kadar çok cümle var ki… Nasıl konuşman gerektiği, nasıl görünmen gerektiği, ne zaman susacağın, ne zaman fedakârlık yapacağın, anne olup olmayacağın, öfkeni nasıl göstereceğin…

Bir süre sonra insanın kendi sesiyle toplumun sesini birbirinden ayırması zorlaşabiliyor.

“Kadın dediğin susmayı bilmeli.”

“Bir kadın öfkesini belli etmemeli.”

“Çocuğu olmayan kadının hayatında bir eksiklik vardır.”

“Güzellik gençliktir.”

Bunların hiçbiri bir kadının değerini belirleyen gerçekler değil. Bunlar, zaman içinde toplum tarafından üretilmiş beklentiler ve kalıplar.

Oysa bir kadının değeri ne yüzündeki çizgilerle azalır ne annelikle ölçülür ne de ne kadar sessiz kaldığıyla belirlenir.

Canım Kadın,

Bazen “güçlü kadın” olmakla “her şeye katlanan kadın” birbirine karıştırılıyor.

Oysa güçlü olmak her şeye susmak değildir.

Güçlü olmak, gerektiğinde “hayır” diyebilmektir.

Kırıldığını kabul edebilmektir.

Öfkesinin altında hangi ihtiyacın olduğunu anlayabilmektir.

Kendini ifade ederken karşısındakini ezmeden sınır koyabilmektir.

Ve en önemlisi, başkalarının onayını kaybetmemek için kendisini kaybetmemektir.

Öfke de burada önemli bir işaret olabilir. Psikolojide öfke çoğu zaman yalnızca “kötü bir duygu” olarak değil; sınırların ihlal edildiğine, bir ihtiyacın karşılanmadığına veya kişinin kendisini tehdit altında hissettiğine dair bir sinyal olarak ele alınır.

Bu yüzden öfkeyi bastırmak kadar, onu başkasına zarar verecek şekilde boşaltmak da çözüm değildir.

Asıl mesele, öfkenin ne söylediğini anlayabilmektir.

Çünkü bazen öfkenin altında yıllardır söylenemeyen tek bir cümle vardır:

“Ben de varım.”

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ

Bugün seni öfkelendiren ya da içini sıkan bir olayı düşün.

Hemen “Ben neden böyle tepki verdim?” diye kendini suçlama.

Bunun yerine kendine üç soru sor:

“Burada hangi sınırım ihlal edildi?”

“Aslında neye ihtiyacım vardı?”

“Bunu karşımdaki kişiye saldırmadan nasıl ifade edebilirim?”

Sonra şu cümleyi tamamla:

“Bundan sonra kendime sadık kalmak için…”

Aklına gelen ilk cevabı yaz.

Çünkü bazen dönüşüm, büyük kararlarla değil; insanın kendi içindeki gerçek cümleyi ilk kez dürüstçe yazmasıyla başlar.

Canım Kadın,

Kendini başkalarının kadınlık tanımına sığdırmak zorunda değilsin.

Yaş almak eksilmek değildir.

Anne olmamak eksiklik değildir.

Nazik olmak güçsüzlük değildir.

Öfkelenmek kötülük değildir.

Sesini yükseltmeden de sınır koyabilirsin.

Ve sessiz kalmak zorunda olmadan da zarif kalabilirsin.

Senin gücün, herkesin senden memnun olmasını sağlamakta değil; kendine ihanet etmeden yaşayabilmende.

Bugün kendine şunu hatırlat:

“Ben başkalarının biçtiği role değil, kendi değerlerime göre bir hayat kurabilirim. Kendimi ifade ederken hem kendime hem karşımdakine saygı gösterebilirim. Benim sesim de, sınırlarım da, seçimlerim de değerlidir.”

Kendini susturmak zorunda değilsin.

Kendini kaybetmeden konuşmayı öğren.

Kendini tüketmeden sevmeyi öğren.

Kendinden vazgeçmeden güçlü olmayı öğren.

Çünkü gerçek güç, kendini başkalarına kabul ettirmek değil; kendinle aynı tarafta kalabilmektir.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da kendi sesini yeniden duymaya ihtiyacı vardır.