Canım Kadın,
Bazen birine o kadar kızarsın ki zihnin sürekli aynı yerde dönüp durur.
“Bunu bana nasıl yaptı?”
“Nasıl böyle davranabildi?”
“Keşke şunu söyleseydim…”
Sonra fark etmeden saatlerini, günlerini hatta bazen yıllarını o kişiye harcarsın.
O artık hayatında olmasa bile zihnindeki yerini korur.
Çünkü öfke de bir bağdır.
Dikkatini sürekli ona verdiğinde, hayatındaki enerjinin önemli bir bölümünü hâlâ o kişiye ayırıyorsundur.
Oysa öfkenin kendisi kötü bir duygu değildir.
Öfke çoğu zaman bir sınırın ihlal edildiğini, bir ihtiyacın karşılanmadığını ya da sana ait olmayan bir yükü fazla uzun süre taşıdığını haber verir.
Sorun öfkelenmek değil.
Sorun, öfkenin direksiyonuna geçmesine izin vermektir.
Canım Kadın,
Öfkelendiğinde hemen cevap vermek zorunda değilsin.
İntikam almak zorunda değilsin.
Kendini ispatlamak zorunda da değilsin.
Bazen en güçlü cevap, o duyguyu alıp kendi hayatına yatırım yapmaktır.
Bir kursa başlamak…
Bir hedef belirlemek…
Bedenine iyi bakmak…
Yarım bıraktığın bir işi tamamlamak…
Kendi sınırlarını yeniden çizmek…
Daha önce cesaret edemediğin bir adımı atmak…
Çünkü seni inciten kişiye verebileceğin en değerli cevap, hayatının onun davranışlarının etrafında dönmesine izin vermemektir.
Öfkeni ona harcadıkça geçmiş büyür.
Kendine harcadıkça sen büyürsün.
KÜÇÜK BİR FARKINDALIK EGZERSİZİ
Seni hâlâ öfkelendiren bir kişiyi veya olayı düşün.
Bir kâğıdı ikiye böl.
Bir tarafa şunu yaz:
“Bu olay benden ne aldı?”
Diğer tarafa:
“Bu olay bana neyi fark ettirdi?”
Sonra üçüncü bir soru ekle:
“Bu öfkeden kendi hayatım için nasıl bir güç üretebilirim?”
Cevabı büyük olmak zorunda değil.
Belki bir sınırdır.
Belki bir “hayır”dır.
Belki artık açıklama yapmamaktır.
Belki kendine verdiğin bir sözdür.
Önemli olan öfkenin seni geçmişte tutmak yerine geleceğe taşımasıdır.
Canım Kadın,
Her şeyi affetmek zorunda değilsin.
Yaşananı yok saymak zorunda da değilsin.
Ama seni yaralayan insanların, senin zihninde kira ödemeden yaşamaya devam etmesine izin vermek zorunda hiç değilsin.
Bazı insanlar hayatımıza güzel şeyler bırakır.
Bazıları ise bize neyi bir daha kabul etmeyeceğimizi öğretir.
İkisi de bir öğrenmedir.
Bu yüzden bugün öfkene başka bir soru sor:
“Bana ne yaptın?” yerine,
“Bundan sonra benim için ne değişecek?”
İşte dönüşüm bazen tam burada başlar.
Canım Kadın,
Öfkeni bastırma.
Onu tanı.
Dinle.
Sana gösterdiği sınırı gör.
Sonra onu başkasını cezalandırmak için değil, kendini yeniden kurmak için kullan.
Çünkü hayatındaki en büyük değişim, seni inciten kişinin değişmesiyle değil; senin artık onun yaptıklarının seni yönetmesine izin vermemenle başlar.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da öfkesini kendine değil, kendi hayatını büyütmeye harcamasının zamanı gelmiştir.