Canım Kadın,

Bazen bir kadın, hayatı boyunca kendisine söylenen cümleleri kendi düşüncesi sanarak büyür.

“Sabret, zamanı gelince olur.”

“Parayı çok düşünme.”

“Yerini bil.”

“Fazlasını isteme.”

“Fedakârlık en büyük erdemdir.”

Bu cümlelerin her biri, doğru yerde söylendiğinde başka bir anlam taşıyabilir. Fakat sürekli tekrarlandığında bilinçaltında bir kurala dönüşebilir: İstememelisin. Fazlasını hak etmemelisin. Kendini öne koymamalısın. Önce herkesin ihtiyacı gelmeli.

İşte burada durmak gerekir.

Çünkü fedakârlık ile kendini yok saymak aynı şey değildir.

Bir başkasına destek olmak güzeldir. Elinden geleni yapmak değerlidir. Fakat sürekli veren, sürekli anlayan, sürekli bekleyen ve kendi ihtiyaçlarını hep sona bırakan bir kadın bir süre sonra şunu unutabilir:

“Benim hayatım da önemli.”

Üstelik ekonomik koşullar, aileden öğrenilen para anlayışı, toplumsal roller ve geçmiş deneyimler de insanın “ne kadarını hak ettiği” konusunda güçlü inançlar oluşturabilir. Yoksulluk korkusu, güvensizlik veya yıllarca duyulan “yerini bil” mesajı, kişinin potansiyelini sorgulamasını bile zorlaştırabilir.

Bu yüzden bazen mesele yalnızca para değildir.

Mesele, paranın ve imkânların temsil ettiği özgürlük, güven, seçim hakkı ve kendi hayatına yön verebilme duygusudur.

Canım Kadın,

Kendine şu soruyu sormaktan çekinme:

“Ben gerçekten bunu istiyor muyum, yoksa benden beklendiği için mi böyle yaşıyorum?”

Çünkü insan kendini sürekli başkalarının beklentilerine göre yönetirse, bir süre sonra kendi sesini duymakta zorlanabilir.

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ

Bir kâğıdı ikiye böl.

Bir tarafa “Bana öğretilenler”, diğer tarafa “Benim seçtiklerim” yaz.

Sonra çocukluğundan, ailenden, çevrenden öğrendiğin para, başarı, fedakârlık ve kadınlıkla ilgili üç cümleyi yaz.

Örneğin:

“Önce başkalarını düşünmeliyim.”

“Çok istemek ayıptır.”

“Benim ihtiyacım bekleyebilir.”

Her cümlenin karşısına şu soruyu yaz:

“Bu gerçekten benim inancım mı?”

Ardından yerine koymak istediğin daha sağlıklı cümleyi belirle:

“Başkalarına destek olurken kendimi de gözetebilirim.”

“İhtiyaçlarımı dile getirmek bencillik değildir.”

“Emek verdiğim şeylerin karşılığını istemeye hakkım var.”

Bu çalışma, geçmişten gelen otomatik düşünceleri fark etmek için küçük ama güçlü bir başlangıçtır.

Canım Kadın,

Kendine yer açmak, kimsenin hakkını almak değildir.

Kendini seçmek, başkalarını sevmekten vazgeçmek değildir.

Para istemek, değerini parayla ölçmek değildir.

Dinlenmek, tembellik değildir.

Sınır koymak, sevgisizlik değildir.

Ve fedakârlık, seni sürekli eksiltiyorsa artık onun adını yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.

Hayatında herkese yer verirken kendini kapının dışında bırakma.

Çünkü senin ihtiyaçların da gerçek.

Senin hayallerin de gerçek.

Senin hayatın da yaşamaya değer.

Bugün kendine şu cümleyi hatırlat:

“Ben yalnızca başkaları için var değilim. Benim de seçmeye, istemeye, kazanmaya, dinlenmeye ve kendi hayatımı kurmaya hakkım var.”

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da yıllardır kendinden esirgediği bir hayat vardır.