Canım Kadın,
Bazen anlaşılmak için o kadar çok çaba harcarsın ki, anlatmak istediğin asıl şeyi kendin bile duyamaz hale gelirsin.
Bir cümleyi açıklarsın.
Karşı taraf anlamayınca bir kez daha anlatırsın.
Sonra neden öyle söylediğini, ne hissettiğini, aslında ne demek istediğini anlatmaya başlarsın.
Ve bir bakarsın, konuştuğun konu gitmiş; bütün dikkatin “Beni anladı mı?” sorusuna takılmış.
İşte burada önemli bir şey olur:
Kendini ifade etmekten çıkıp, karşı tarafın seni nasıl algıladığını yönetmeye çalışırsın.
Oysa bunu kontrol edemezsin.
Bir insan seni anlamaya niyetli değilse, dünyanın en doğru cümlesini kursan bile başka bir yerden duyabilir.
Bir insan seni anlamaya açıksa da bazen birkaç kelime yeter.
Canım Kadın,
Aşırı anlaşılma ihtiyacının altında çoğu zaman yalnızca iletişim problemi yoktur.
Reddedilme korkusu olabilir.
Yanlış anlaşılma korkusu olabilir.
Çocukluktan gelen “kendini açıklamazsan suçlu kalırsın” öğrenilmişliği olabilir.
Belki de yıllarca kendini savunmak, niyetini açıklamak ve başkalarının tepkilerini önceden hesaplamak zorunda kaldın.
Bu nedenle bugün biri seni yanlış anladığında, yalnızca bugünkü olaya tepki vermiyor olabilirsin.
Eski bir savunma mekanizması da devreye giriyor olabilir.
Ve zihin bir kez “Beni anlamalı” noktasına kilitlendiğinde, dikkatin konunun kendisinden uzaklaşıp karşı tarafın tepkisine gider.
Oysa dikkat nereye giderse, zihinsel enerjin de büyük ölçüde oraya akar.
Bu yüzden bazen çözüm daha çok anlatmak değil, nerede duracağını bilmektir.
“Ben ne söylemek istiyorum?”
“Bunu açıkça ifade ettim mi?”
“Karşımdaki insan bunu anlamaya gerçekten açık mı?”
Bu üç sorudan sonra hâlâ kendini ispatlamaya çalışıyorsan, belki de artık anlatmıyorsun.
Onay arıyorsun.
KÜÇÜK BİR FARKINDALIK EGZERSİZİ
Bir sonraki tartışmada veya kendini açıklama ihtiyacı hissettiğin bir anda dur.
Derin bir nefes al ve kendine sor:
“Şu anda anlaşılmak mı istiyorum, yoksa haklı olduğumu kabul ettirmek mi?”
Ardından söylemek istediğin şeyi tek bir cümleye indir.
Sonra sus.
Karşı tarafın düşünmesine, anlamasına ya da anlamamasına izin ver.
Çünkü bazen kendini korumanın yolu daha güzel anlatmak değil, yeterince anlattığını fark etmektir.
Canım Kadın,
Herkes seni doğru anlamayabilir.
Herkes senin niyetini göremeyebilir.
Herkes senin hikâyeni senin gördüğün yerden okuyamayabilir.
Ve bu, kendini sonsuza kadar açıklaman gerektiği anlamına gelmez.
Kendini ifade et.
Ama kendini ispat etmeye çalışma.
Çünkü senin değerini, bir başkasının seni ne kadar doğru anladığı belirlemez.
Bazen en güçlü iletişim, söyleyeceğini açıkça söyleyip karşı tarafın algısını yönetmeye çalışmadan geri çekilebilmektir.
Kendini anlatmanın bir sınırı vardır.
Kendini kaybetmenin ise bedeli.
Canım Kadın,
Bugün kendine şunu hatırlat:
“Ben kendimi açıkça ifade edebilirim. Ama herkesin beni anlamasını kontrol etmek zorunda değilim.”
Senin görevin kendini dürüstçe ifade etmek.
Gerisini herkes kendi zihninden geçirir.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki o da kendini anlatmaktan yorulmuştur.