Canım Kadın,

İnsan bazen yaşadığı olaylardan değil, verdiği tepkilerden yorulur.

Bir söz… Bir mesaj… Bir bakış… Bir tavır…

Ve bir anda içinin dengesi bozulur.

Bütün günün değişir. Kalbin daralır. Zihnin aynı cümleyi tekrar tekrar düşünmeye başlar. “Bunu bana nasıl dedi?” “Neden böyle davrandı?” “Ben buna neden bu kadar kırıldım?”

Çünkü bazı kadınlar dışarıdaki insanların davranışlarını, kendi değerlerinin ölçüsü haline getiriyor.

Birinin sevgisiyle yükseliyor… Birinin ilgisizliğiyle dağılıyor… Birinin güzel sözüyle mutlu oluyor… Birinin eleştirisiyle kendinden şüphe ediyor…

Halbuki gerçek güç, herkesin seni anlaması değildir.

Gerçek güç; kendini, insanların değişken davranışlarına teslim etmemektir.

Çünkü hayat boyunca herkes istediğin gibi konuşmayacak. Herkes seni olduğun yerden göremeyecek. Herkes aynı incelikte olmayacak.

Ve sen sürekli her sözü içine alırsan, kendi ruhunda yaşanacak yer bırakmazsın.

Canım Kadın,

Duygusal olmak başka bir şeydir, her şeyden etkilenmek başka…

Merhametli olmak güzeldir. İnce düşünmek güzeldir. Kalpli olmak güzeldir.

Ama başkasının her tavrını kendi değerine bağlamak, insanı içten içe tüketir.

Bazı insanlar kırıcı konuşur çünkü kendi içleri karışıktır. Bazıları sevgisiz davranır çünkü kendilerine bile yakın değildir. Bazıları seni anlamaz çünkü herkes senin baktığın yerden bakamaz.

Ama sen, başkasının yaralı diliyle kendini değersiz sanmaya başladığında, kendi gücünü onların eline vermiş olursun.

İşte insanı en çok bu yorar.

Sürekli dışarıya göre şekil değiştirmek… Sürekli açıklama yapmak… Sürekli anlaşılmaya çalışmak… Sürekli kendini kanıtlamak…

Bir süre sonra insan kendi merkezini kaybeder.

O yüzden bazen geri çekilmek gerekir. Hemen tepki vermemek… Hemen savunmaya geçmemek… Hemen kırılmamak…

Çünkü her şey seninle ilgili değildir.

Bazı şeyler sadece karşındaki insanın karakteridir. Bazı davranışlar onların taşıdığı yüklerdir. Ve her duyduğun sözü kalbine almak zorunda değilsin.

Olgunluk bazen sessiz kalabilmektir Canım Kadın.

Her savaşa girmemek… Her şeyi açıklamaya çalışmamak… Her kırgınlığı büyütmemek…

Çünkü insan sakin kaldığında olayları daha net görmeye başlar.

Öfke anında verilen tepkiler çoğu zaman insanın kendine zarar verir. Ama sakinlik… İşte o gerçek güçtür.

Bir kadın iç huzurunu korumayı öğrendiğinde, artık insanların davranışları onun ruhunu kolay kolay sarsamaz.

Çünkü bilir:

“Kendi değerim, insanların bana nasıl davrandığıyla değişmez.”

Ve inan bana… Bazı şeylerin geçmesine izin vermek, insanın kendine yaptığı en büyük iyiliklerden biridir.

Her şeyi zihninde büyütmeyi bıraktığında… Sürekli aynı olayı çevirmeyi bıraktığında… Kendini yoran insanlardan biraz uzaklaştığında…

İçinde sessiz bir huzur oluşmaya başlar.

Çünkü ruh da sürekli savaş halinde yaşamaktan yorulur.

Canım Kadın,

Belki bugün ilk kez şunu fark etmelisin:

Seni en çok yoran şey, insanların ne yaptığı değil… Senin onları zihninde ne kadar taşıdığın olabilir.

Ve bazen özgürleşmek; olanı değiştirmek değil, ona verdiğin anlamı değiştirmektir.

Küçük Bir Duygu Egzersizi

Bugün seni kıran ya da öfkelendiren bir olay olduğunda hemen tepki verme.

Dur.

Derin bir nefes al ve kendine şu üç soruyu sor:

“Bu gerçekten benimle mi ilgili?” “Bu durumu büyüten şey olay mı, benim verdiğim anlam mı?” “Ben şu an huzurumu koruyabiliyor muyum?”

Sonra içinden şu cümleyi söyle:

“Başkalarının davranışları benim değerimi belirlemez.”

Bunu sık sık tekrar et.

Çünkü insanın en büyük gücü, her şeye tepki vermemeyi öğrendiği yerde başlar.

Ve unutma Canım Kadın…

Sakinlik bazen zayıflık değil, kendine hâkim olabilme olgunluğudur.

Her şeyi içine çekmek zorunda değilsin. Her sözü kalbine koymak zorunda değilsin. Her insanı anlamak zorunda değilsin.

Bazı şeyleri sadece akıp gitmesi için bırakmak gerekir.

Çünkü hayat, tutunduğun kadar değil; bazen bırakabildiğin kadar hafifler.

Bugün bu yazıyı, ihtiyacı olduğunu düşündüğün ya da kalbine dokunmasını istediğin bir kadına gönder. Belki de tam şu anda birinin en çok duyması gereken şey budur.