Canım Kadın,

Bazı insanlar yıllarca aynı cümleyi tekrar eder:

“Zengin olmak istiyorum.” “Mutlu bir ilişki istiyorum.” “Kendi hayatımı kurmak istiyorum.” “Değişmek istiyorum…”

Ama dikkat et… Bir şeyi yıllarca isteyip hâlâ aynı yerde kalıyorsak, orada eksik olan şey yetenek değil; karar vermektir.

Çünkü istemek çoğu zaman pasif bir bekleyiştir. Karar vermek ise zihnin ve bedenin aynı anda aynı yöne dönmesidir.

İstemek; “Umarım olur…” “Belki bir gün…” “Şartlar düzelince…” diyen bir enerjidir.

Karar vermek ise: “Ben bunu seçiyorum.” “Ben artık buna izin vermiyorum.” “Ben yeni hayatımı başlatıyorum.” diyebilmektir.

Ve inan bana… Hayatımızdaki en büyük kırılmalar, büyük motivasyon konuşmalarıyla değil; sessiz ama net kararlarla olur.

Çünkü insan zihni belirsizliği sever gibi görünse de, aslında en çok netlikte güç bulur.

Sürekli “istiyorum” dediğinde beynin hâlâ eksik olduğuna inanır. Hâlâ uzakta olduğuna… Hâlâ ulaşamadığına…

Bu yüzden bazı insanlar yıllarca hayal kurar ama harekete geçemez. Çünkü zihinleri hedefe değil, eksikliğe odaklanmıştır.

Oysa karar veren insanın enerjisi değişir.

Bakışları değişir. Yürüyüşü değişir. Sınırları değişir. Hayırları değişir. Sabah uyanma şekli bile değişir.

Çünkü artık dilek modunda değil, seçim modundadır.

Ve şunu fark ettim Canım Kadın… Hayatta en yorucu şey başarısızlık değil. Kararsızlıktır.

Gitmek isteyip kalmak… Bitirmek isteyip sürdürmek… Kendini seçmek isteyip herkesi memnun etmeye çalışmak…

İnsanı en çok tüketen şey budur.

Bir kadın ne zaman ki netleşir… İşte o zaman hayatı da netleşmeye başlar.

Çünkü evren bazen ne istediğini değil, neye gerçekten karar verdiğini duyar.

Ve burada çok önemli bir şey var: Karar vermek sadece düşünsel bir şey değildir. Bedensel bir şeydir de.

Çünkü beyin, tekrar eden davranışları gerçek kabul eder.

Yani: Kendini sürekli erteleyen bir beden, zihne “Ben değersizim” mesajı yollar.

Ama küçük de olsa harekete geçen bir beden, zihne “Ben değişiyorum” mesajı verir.

Bu yüzden bazen yeni hayat; bir sabah erken kalkmakla, telefonu kapatmakla, yürüyüşe çıkmakla, bir mesajı göndermemekle, ya da ilk kez kendini seçmekle başlar.

Büyük dönüşümler çoğu zaman dramatik değil; sessizdir.

Ve en güçlü kararlar, kimseye ilan edilmeden alınır.

Çünkü gerçekten karar veren insan, kendini ikna etmeye çalışmaz. Sadece yürümeye başlar.

Şunu da unutma: Karar vermek korkusuz olmak değildir.

Korkuna rağmen yön seçebilmektir.

Herkes değişmek ister. Ama çok az insan eski halinden vazgeçmeye cesaret eder.

Çünkü yeni hayatlar, yeni zihinlerle kurulur.

Ve bazen bir kadın için en büyük devrim şudur:

“Artık kendimi yarım yaşamayacağım.”

Mini Egzersiz: “Karar Cümlem”

Bugün sessiz bir yere geç. Elini kalbine koy. Derin bir nefes al.

Sonra kendine şu soruyu sor:

“Hayatımda artık sürüncemede bırakmak istemediğim şey ne?”

Bir ilişki mi? Bir korku mu? Bir alışkanlık mı? Bir erteleme mi?

Sonra tek bir cümle yaz:

“Ben artık … seçiyorum.”

Örneğin:

“Ben artık kendimi ikinci plana atmamayı seçiyorum.” “Ben artık korkuyla değil, netlikle yaşamayı seçiyorum.” “Ben artık beklemeyi değil, harekete geçmeyi seçiyorum.”

O cümleyi gün içinde birkaç kez oku. Çünkü insan önce kelimelerini değiştirir… Sonra hayatını.

Ve son olarak Canım Kadın…

Hayat bazen bize kapıları hemen açmaz. Ama gerçekten karar verdiğimizde, o kapının önünde bekleyen eski halimizi geride bırakırız.

Çünkü bazı kadınlar hayal kurar… Bazı kadınlar ise bir gün ayağa kalkıp şöyle der:

“Ben artık yeni hayatıma başlıyorum.”

İşte her şey tam da o anda değişir.