
Bugün adı gibi kendi de güzel bir insanı uğurladık.
Güzel Eğrilmez’i...
Bir insanın adı, bazen kaderi olurmuş.
Güzel...
Gerçekten de güzel bir insandı.
Sivas’ın Divriği’sinden çıkıp, çocukları daha iyi bir eğitim alsın, daha iyi bir hayat kursun diye İzmir’e gelen bir Anadolu insanıydı.
Kolay değildi İzmir’e tutunmak.
Hele çocuklarını okutmak...
Hele hayatın yükünü omuzlarında taşırken, bir yandan da çocuklarının geleceğini kurmaya çalışmak...
Bir zamanlar İzmir’in en gözde turistik tesislerinden Büyük Efes Oteli’nde çalıştı.
Alın teri döktü.
Çalıştı.
Çabaladı.
Kendi çocuklarını üniversitelerde okutabilmek için hayatını ortaya koydu.
Ama onun iyiliği sadece kendi evinin kapısında bitmedi.
İşte onu asıl büyük yapan da buydu.
O, sadece kendi çocuklarının babası değildi.
Yıllarını geçirdiği İzmir’in mütevazı semti Mehtap Mahallesi’nde kimin ihtiyacı varsa ona el uzattı.
Kimin çocuğu okumak istiyorsa, imkanları ölçüsünde onun yanında oldu.
Bir çocuğun okul masrafını karşıladı.
Bir ailenin derdine ortak oldu.
Bir gencin önünü açtı.
Belki yaptığı iyilikleri hiç kimseye anlatmadı.
Belki de anlatılmasını hiç istemedi.
Çünkü bazı insanlar iyilik yaparken karşılığını beklemez.
Onlar için iyilik, hayatın kendisidir.
Güzel Abim de öyleydi.
Ve o çocuklardan biri de bendim.
Bunu bugün ilk kez söylemiyorum belki ama bugün bir kez daha bütün kalbimle söylüyorum:
Ben onun hakkını ödeyemem.
Ortaokul yıllarımda bana verdiği destek, bana duyduğu güven, önümde açtığı yol...
Bugün geriye dönüp baktığımda hayatımda ulaştığım pek çok şeyin temelinde onun o günlerde uzattığı elin olduğunu görüyorum.
Yeni Asır gibi İzmir’in değil, belki de Türkiye’nin en köklü ve güçlü bölge gazetelerinden birinde en üst yönetici seviyesine gelebildiysem...
Ege’nin en güçlü televizyonlarından Ege TV’nin Genel Müdürlüğü görevini yapabildiysem...
Gazetecilikte yıllarımı geçirip bugün hala kalemimi oynatabiliyorsam...
Bunun içinde benim emeğim kadar, Güzel Abimin bana yıllar önce verdiği o desteğin de payı var.
O destek verdiği çocuklar da onu hiç mahcup etmedi.
Kendi çocukları da...
En büyük oğlu Sait...
Tıp okudu.
Mezun oldu.
Göz hastalıkları alanında Türkiye’nin saygın isimlerinden biri haline geldi.
Profesörlük unvanını aldı.
Prof. Dr. Sait Eğrilmez, sadece ailesinin değil, Mehtap Mahallesi’nin, Divriği’nin, Sivaslıların gururu oldu.
Bir babanın bundan daha büyük gururu olabilir mi?
Olabilir.
Çünkü evlatlarının başarılarını görmek kadar, dokunduğunuz başka hayatların güzelleştiğini görmek de büyük bir mutluluktur.
Güzel Abim işte böyle bir hayat yaşadı.
Kendi çocuklarını büyüttü.
Ama başkalarının çocuklarının da hayatına dokundu.
Kendi ailesinin geleceğini düşündü.
Ama mahallesindeki yoksulun, öğrencinin, ihtiyaç sahibinin derdini de kendi derdi bildi.
Bugün onu Bornova Cemevi’nden sonsuzluğa uğurladık.
Sanki bütün İzmir oradaydı.
Onu tanıyanlar...
Ondan bir iyilik görenler...
Bir selamını, bir tebessümünü, bir desteğini hatırlayanlar...
Ve belki de hayatlarının bir yerinde onun açtığı küçücük bir kapıdan geçip bugün bambaşka yerlere gelenler...
Orada toplandık.
Dede üç kez sordu:
“Hakkınızı helal ediyor musunuz?”
Kalabalık, bütün yüreğiyle haykırdı:
“Helal olsun!”
Ben ise o anda içimden başka bir şey söyledim.
Kimsenin duymadığı...
Ama benim bütün hayatımı anlatan bir cümleydi bu:
“Sen de bize hakkını helal et Güzel Abim...”
Çünkü bizim sana borcumuz sadece aldığımız bir yardımın borcu değil.
Bir çocuğa inanmanın...
Bir gence güvenmenin...
Bir insanın elinden tutmanın...
“Sen yaparsın” demenin borcu.
Sen bize yalnızca destek olmadın.
Bize umut verdin.
Ve insanın bir başkasına verebileceği en büyük şeydir umut.
Şimdi sen yoksun.
Ama dokunduğun hayatlar burada.
Okuttuğun çocuklar burada.
Yolunu açtığın insanlar burada.
Ve seni güzel insan yapan o iyilikler burada.
İnsan ölür...
Ama yaptığı iyilikler ölmez.
Bir insanın ömrü biter...
Ama başkasının hayatında bıraktığı iz devam eder.
Senin izin de kolay silinmeyecek Güzel Abim.
Çünkü bazı insanlar mezara değil, insanların kalbine gömülür.
Sen de bugün bizim kalbimize gömüldün.
Sana olan borcumuz ödenmez Güzel İnsan...
Hakkını helal et.
Devrin daim olsun.
Işıklar içinde, huzurla uyu.
Güle güle Güzel Abim...
Bizi yetiştiren, bize inanan, bize el uzatan güzel insan...
Sen hakkını helal et.
Bizim zerre kadar hakkımız varsa sana zaten sonuna kadar helal olsun.