Ekonomide büyümek, üretmek ve yatırım yapmak isteyen herkesin ihtiyaç duyduğu
şeylerden biri finansmandır. Yani işletmelerin, esnafın, çiftçinin ve sanayicinin işlerini
sürdürebilmek için gerekli olan para kaynağıdır. Ancak bu finansmanın kısa vadeli ve pahalı
olması, ekonominin önündeki en büyük engellerden biri hâline gelmektedir.
Bir işletmeyi düşünelim. Yeni makine almak, üretimi artırmak ya da yeni çalışanlar istihdam
etmek istiyor. Bunun için kredi kullanması gerekiyor. Eğer kredi uzun vadeli ve makul
maliyetliyse işletme geleceğini planlayabilir. Ancak kredi hem kısa süreli hem de yüksek
faizliyse işler değişir. İşletme yatırım yapmak yerine sadece borcunu nasıl ödeyeceğini
düşünmeye başlar.
Bugün birçok işletmenin yaşadığı temel sorunlardan biri budur. Alınan kredilerin vadesi kısa,
maliyeti ise yüksektir. Bu durum işletmeleri sürekli olarak yeni kaynak arayışına itmektedir.
Bir borcu kapatmak için başka bir borç almak zorunda kalan firmalar, zamanla yatırım yapma
gücünü kaybetmektedir.
Kısa vadeli finansman özellikle üretim yapan sektörlerde büyük sıkıntılar yaratır. Çünkü
üretim süreçleri genellikle uzun zaman gerektirir. Bir fabrikanın bugün aldığı hammaddeyi
işleyip satması haftalar hatta aylar sürebilir. Ancak kullanılan kredi birkaç ay içinde geri
ödenecekse işletme ciddi bir baskı altında kalır. Üretimden elde edilen gelir henüz
oluşmadan borç ödeme zamanı gelir.
Bu durum sadece büyük fabrikaları değil, küçük esnafı da etkiler. Mahalledeki bir bakkal, bir
terzi ya da bir tamirci de yüksek maliyetli krediler nedeniyle zorlanmaktadır. Kazancının
önemli bir bölümünü finansman giderlerine ayıran işletmeler büyümekte güçlük
çekmektedir.
Pahalı finansmanın bir başka olumsuz sonucu da fiyatlara yansımasıdır. İşletmeler
kullandıkları kredinin maliyetini ürün fiyatlarına eklemek zorunda kalırlar. Sonuçta tüketiciler
daha pahalı ürünlerle karşılaşır. Yani yüksek finansman maliyetleri sadece üreticiyi değil,
toplumun tamamını etkiler.
Yatırım kararları üzerinde de önemli etkiler görülmektedir. Bir girişimci yeni bir fabrika
kurmayı planladığında önünü görmek ister. Yatırımın geri dönüşü bazen yıllar sürebilir. Ancak
finansman maliyetleri çok yüksek olduğunda yatırım yapmak riskli görünmeye başlar. Bu
nedenle birçok yatırımcı beklemeyi tercih eder. Bekleyen yatırımlar ise yeni istihdamın ve
yeni üretimin gecikmesi anlamına gelir.
Ekonomik kalkınmanın temel unsurlarından biri uzun vadeli düşünmektir. Fabrikalar, enerji
tesisleri, teknoloji yatırımları ve altyapı projeleri kısa sürede sonuç veren işler değildir.
Bunların sağlıklı biçimde hayata geçirilebilmesi için uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman
kaynaklarına ihtiyaç vardır.
Gelişmiş ülkelerin ekonomik başarılarına bakıldığında, üreticilerin uzun vadeli finansman
imkanlarından yararlandığı görülmektedir. İşletmeler geleceğe güvenle bakabildikleri için
yeni yatırımlara daha rahat yönelmektedir. Bu durum üretimi, ihracatı ve istihdamı
desteklemektedir.
Kısa vadeli finansmanın yaygın olduğu ekonomilerde ise sürekli bir belirsizlik yaşanır.
İşletmeler geleceği planlamak yerine günü kurtarmaya çalışır. Bu da ekonomik dinamizmi
azaltır. Uzun vadeli projeler yerine kısa vadeli çözümler öne çıkar. Sonuç olarak ekonominin
büyüme potansiyeli sınırlanır.
Finansman maliyetlerinin yüksek olması aynı zamanda rekabet gücünü de olumsuz etkiler.
Yerli üreticiler yüksek maliyetlerle mücadele ederken, daha uygun finansman imkanlarına
sahip yabancı rakiplerle yarışmak zorunda kalırlar. Bu durum özellikle ihracat yapan
sektörlerde önemli bir dezavantaj yaratır.
Uzmanlar, sürdürülebilir büyüme için finansman yapısının güçlendirilmesi gerektiğini sık sık
vurgulamaktadır. Sermaye piyasalarının geliştirilmesi, uzun vadeli yatırım fonlarının
artırılması ve üretime yönelik finansman kanallarının genişletilmesi bu konuda atılabilecek
adımlar arasında gösterilmektedir.
Sonuç olarak kısa vadeli ve pahalı finansman yalnızca işletmelerin değil, tüm ekonominin
sorunudur. Üretimin artması, yatırımların çoğalması, yeni iş alanlarının oluşması ve ekonomik
büyümenin kalıcı hâle gelmesi için finansmanın erişilebilir, uzun vadeli ve makul maliyetli
olması büyük önem taşımaktadır. Ekonominin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, günü
kurtaran borçlarla değil, geleceği inşa eden yatırımlarla mümkün olacaktır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]