Uzlaştırmacı olarak önüme gelen her beş dosyadan bir veya iki tanesi suça sürüklenen çocuklar ile ilgili oluyor.
Türkiye’de her yıl 200 bine yakın çocuk suça sürüklenmekte. Suça sürüklenme yaşının her sene düştüğünü, en çok suç işlenen yaşların 13-17 yaş olduğunu yapılan araştırmalardan öğreniyoruz. Bu çocukların en çok işledikleri suçun başında gasp, hırsızlık vardır, sonrasında adam öldürme ve cinsel suçlar gelmektedir.
Türk Hukuk sistemimize göre ‘suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenen çocuk vardır’ ilkesine göre bu çocuklar ‘’5395 Sayılı çocuk koruma kanunun ‘’ 3. Maddesinde tanımlanmıştır.
Söz konusu çocukların ceza sorumluluk başlangıcında yaş sınırı 12 olarak kabul edilmiş, 12 yaşından küçük çocuklar ile 15 yaşından küçük sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilmiştir. Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurup onbeş yaşını doldurmamış çocuğun işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ya da davranışlarını yönlendirmede yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu yoktur.
13 yaşını dolduran 17 yaşını doldurmayan gençlere ceza verilmesi istisnadır, bu çocuklara ‘eğitici güvenlik tedbirleri’ uygulanmaktadır. Bunlar hakkındaki hapis cezaları çocuk kapalı ceza evleri veya çocuk eğitim evlerinde infaz edilir.
Şimdi bakıyorum çocuklarda şiddet oranları ne kadar arttı. Dün yine 16 yaşında bir çocuk mahalle arkadaşını bacağından kurşunladı. Sebebi arkadaşı dedikodusunu yapmış. Bu çocuk silahı nereden buldu? Nasıl gözünü kan bürüyüp bir insanın canına kast edecek şekilde yaraladı? Bir çocuk nasıl bu kadar canileşebilir?
Daha geçen hafta beline silah takarak okul müdürünü makamında öldüren çocuk sizce suça sürüklendi mi?
‘suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenen çocuk vardır’ hadi bakalım gel de çık işin içinden.
Anlamaya çalışıyorum, ergenlik döneminde çocukları suça yönelten etkenleri düşünüyorum. Bedensel ve ruhsal değişimler yaşıyorlar, yanlış ve yetersiz eğitim veya sevgi eksikliği,d eğişen değer yargıları, göçler, savaşlar, belinde silahlı mafya bozuntuları ile ilgili dizi filimler daha pek çok neden bulabiliriz.
Okul müdürünü katleden bu katil verdiği ifadesinde; daha öncesinde uygunsuz davranışları yüzünden okul müdürü annesini okula çağırdığını, müdür ile annesi ve kendisinin gerginlik yaşadığını, müdürün annesine ‘Burası Türkiye Cumhuriyeti benim okulumda kimse bu şekilde başka dil konuşamaz’’ diyerek Türkçe konuşması konusunda uyardığını, bu olaydan sonra okula gitmediğini, bir gün aklına okul ve müdür geldiğini, sinirlendiğini, Gaziosmanpaşa’da Mehmet K. isimli şahıstan 10 bin TL karşılığında aldığı tabanca alıp okula gitmeye karar verdiğini, amacının müdürün bacağına sıkmak olduğunu, üzgün olduğunu söylemiş.
Artık ne dersen de… Hepsi boş... Yıllarını eğitime, öğrencilere adayan bir değer bu ‘’SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ‘’yüzünden öldü.
Şimdi bana kimse bu çocuğun suça sürüklendiğini, falan filan anlatmasın…
Ama ben artık bu sebepleri görmek istemiyorum, toplumca yorulduk artık.
Dışardan gelen göçler toplumumuzu bozdu, çocuklarımıza ailelerimize kötü örnek oluyorlar.
Neymiş efendim müdür arapça konuşma diye uyarmış, tartışmış sonra da gidip müdürü vurmuş.
Herkes oturup biraz düşünmeli. Geleceğimiz olan çocuklar neler yapıyor, bizler anne, baba, akraba, komşu, eğitimci vb. olarak neler yapmalıyız. En önemlisi devlet bu çocuklar için nasıl bir yol haritası çizdi, nasıl bir eylem planları var.
Eğitim müfredatı yaz boz tahtasına döndü. Matematik bilmeyen, okumayı sökemeyen, okuduğunu anlamayan bir nesil ile karşı karşıyayız. Allah sonumuzu hayır eylesin.