Canım Kadın,

Cesaret denildiğinde çoğu insanın aklına hep aynı şey gelir: Büyük kararlar almak, yeni başlangıçlar yapmak, risk almak, bilinmeyene yürümek. Sanki cesaret sadece ileriye doğru atılan adımlarla ölçülür.

Oysa hayatın içinde başka bir cesaret daha vardır. Çok daha sessiz, çok daha görünmez ama bir o kadar güçlü bir cesaret.

Vazgeçebilme cesareti.

Bazen insanın en büyük gücü bir şeyi seçmek değil, artık taşımamayı seçmektir. Çünkü bazı yükler alışkanlık gibi omuzlarda kalır. Bazen bir ilişki, bazen bir beklenti, bazen bir rol, bazen de yıllardır taşıdığın bir hikâye…

İnsan çoğu zaman bırakmaktan korkar.
Çünkü vazgeçmek yanlış anlaşılır. Sanki pes etmekmiş gibi görülür. Sanki güçsüzlükmüş gibi yorumlanır. Oysa gerçek hayatta bazen en güçlü karar, devam etmemeyi seçmektir.

Canım Kadın,

Bir şeyi bırakmak çoğu zaman dışarıdan kolay görünür ama içeride çok karmaşık bir süreçtir. Çünkü insan sadece bir durumdan vazgeçmez. Aynı zamanda ona yüklediği anlamdan da vazgeçer.

Bir ilişkinin hayalini bırakır.
Bir gün düzeleceğine dair umudu bırakır.
Kendini sürekli kanıtlama çabasını bırakır.
Herkesi memnun etme alışkanlığını bırakır.

Ve işte tam burada gerçek cesaret ortaya çıkar.

Çünkü bırakmak, çoğu zaman insanın kendi gerçeğiyle yüzleşmesini gerektirir.

Canım Kadın,

Hayatta bazı şeyleri sürdürmek kolaydır. Çünkü alışılmıştır. Tanıdıktır. İnsan ne yaşayacağını az çok bilir. Ama bırakmak bilinmeyene yürümek gibidir.

Boşluk hissi yaratır.
Kafada sorular oluşturur.
Bazen insanı yalnız hissettirebilir.

Ama çoğu zaman o boşluk yeni bir hayatın kapısını da açar.

Çünkü insan hayatında yer açmadan yeni bir şeyin gelmesi zordur.

Bir odada yıllardır kullanılmayan eşyalar varsa, yeni bir şey koyacak alan kalmaz. Duygular için de aynısı geçerlidir.

Bırakmak, aslında hayatında alan açmaktır.

Canım Kadın,

Birçok kadın güçlü olmayı yanlış öğrenir. Güçlü olmak her şeye dayanmak zannedilir. Sabretmek, susmak, devam etmek, taşımak…

Oysa bazen güçlü olmak şunu söyleyebilmektir:

“Bu artık benim yolum değil.”

Bu cümleyi kurabilmek kolay değildir. Çünkü insan yıllarca verdiği emeği, zamanı, umudu bir anda gözden geçirmek zorunda kalır.

Ama bir noktada insan şunu fark eder:

Devam etmek için değil, huzurlu olmak için yaşıyorum.

İşte o anda cesaret başka bir anlam kazanır.

Canım Kadın,

Bırakmak her zaman büyük kararlar olmak zorunda değildir. Bazen küçük vazgeçişler de büyük özgürlükler getirir.

Sürekli kendini açıklama ihtiyacını bırakmak.
Herkesin seni anlamasını beklemeyi bırakmak.
Geçmişte olmuş bir olayın zihninde dönüp durmasına izin vermemek.

Bunlar küçük gibi görünür ama insanın iç dünyasında büyük alanlar açar.

Çünkü vazgeçmek sadece bir şeyden uzaklaşmak değildir.

Aynı zamanda kendine yaklaşmaktır.

Canım Kadın,

Şimdi sana küçük ama güçlü bir egzersiz bırakmak istiyorum.

Egzersiz: Bırakma Listesi

Bir kağıt al ve şu cümleyi yaz:
“Hayatımda artık taşımak istemediğim üç şey…”

Sonra dur ve düşün.

Bu bir düşünce olabilir.
Bir alışkanlık olabilir.
Bir beklenti olabilir.
Bir ilişki biçimi olabilir.

Her birinin yanına şu soruyu ekle:

“Bunu bırakabilirsem hayatımda neye yer açılır?”

Belki daha fazla huzur.
Belki daha fazla özgürlük.
Belki daha fazla kendin olma alanı.

Bazen insanın ihtiyacı olan şey daha fazla şey kazanmak değil, daha az yük taşımaktır.

Canım Kadın,

Hayat sadece tuttuklarımızdan ibaret değildir. Bıraktıklarımız da bizi şekillendirir.

Bazen bir kapıyı kapatmak başka bir kapının açılmasıdır. Bazen bir hayalden vazgeçmek kendine daha gerçek bir yol bulmaktır.

Ve bazen en büyük cesaret, kimsenin alkışlamadığı ama içten içe seni özgürleştiren bir karardır.

Unutma…

Cesaret her zaman bir şeyi seçmek değildir.
Bazen cesaret, artık sana iyi gelmeyen bir şeyi sevgiyle bırakabilmektir.

Ve o an geldiğinde insan sadece bir şeyden vazgeçmez.

Kendine daha dürüst bir hayat seçer, Canım Kadın.