Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, rekabetin doğası da köklü bir dönüşüm geçiriyor.
Artık fiyatlar, stoklar, kampanyalar ve hatta müşteri davranışları insan eliyle değil; büyük
ölçüde algoritmalar tarafından belirleniyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri
ise ortak algoritma kullanımı ve bunun nasıl takip edilip denetlenebileceği meselesi. Zira
aynı ya da benzer algoritmaların birden fazla firma tarafından kullanılması, rekabet hukuku
açısından yeni ve karmaşık risk alanları yaratıyor.
Ortak algoritma nedir, neden kritik hale geldi?
Ortak algoritma kullanımı, farklı teşebbüslerin fiyatlama, talep tahmini, arz yönetimi veya
pazarlama stratejilerini aynı yazılım altyapısı, aynı algoritmik model veya aynı veri seti
üzerinden yürütmesi anlamına geliyor. Bu durum bazen doğrudan aynı yazılım sağlayıcının
sunduğu bir hizmetle, bazen de sektör genelinde “standart” haline gelmiş algoritmik
çözümler yoluyla ortaya çıkıyor.
İlk bakışta bu tür çözümler, verimlilik artışı ve maliyet düşüşü gibi masum faydalar sunuyor.
Ancak mesele rekabet perspektifinden ele alındığında tablo değişiyor. Aynı algoritmayı
kullanan firmaların fiyatlarının eş zamanlı ve benzer biçimde hareket etmesi, örtülü
koordinasyon riskini ciddi biçimde artırıyor. Dahası, bu koordinasyonun arkasında ne bir
toplantı ne de yazılı bir anlaşma bulunuyor.
İnsan eli olmadan uyum: Denetimin zorlaştığı nokta
Rekabet hukukunun klasik araçları, insan davranışına odaklanarak geliştirilmişti. Karteller
genellikle toplantılar, yazışmalar, anlaşmalar ve niyet beyanları üzerinden tespit edilirdi. Oysa
ortak algoritma kullanımında sorun, çoğu zaman insan iradesinden bağımsız olarak ortaya
çıkıyor.
Algoritmalar, belirli hedef fonksiyonlara ulaşmak için sürekli öğreniyor, piyasa verilerini anlık
analiz ediyor ve rakip fiyatlarını otomatik olarak dikkate alıyor. Sonuçta, firmalar aralarında
açık bir iletişim kurmadan, fiyatlarını “uyumlu” hale getirebiliyor. Bu durum, rekabet
otoriteleri açısından kritik bir soruyu gündeme getiriyor:
İnsanların anlaşmadığı ama algoritmaların fiilen koordine olduğu bir ortamda sorumluluk
kime ait?
Takip neden vazgeçilmez hale geldi?
Ortak algoritma kullanımının takibi, artık sadece teknik bir mesele değil; piyasa düzeninin
korunması açısından stratejik bir zorunluluk. Çünkü bu tür algoritmalar:
 Fiyat dalgalanmalarını azaltarak rekabetçi baskıyı zayıflatabiliyor,
 Yeni giren firmalar için piyasaya giriş maliyetlerini artırabiliyor,
 Tüketiciler açısından görünmez ama kalıcı fiyat artışlarına yol açabiliyor.

Üstelik bu etkiler, tekil bir firmadan değil; sistematik bir yapıdan kaynaklandığı için uzun süre
fark edilmeden devam edebiliyor.
Takip mekanizmaları nasıl şekilleniyor?
Günümüzde rekabet otoriteleri, ortak algoritma kullanımını izlemek için çok katmanlı bir
yaklaşım geliştirmeye çalışıyor. Bu yaklaşımın temel unsurları şöyle özetlenebilir:
1. Fiyat verilerinin ileri analizi:
Sadece fiyat seviyelerine değil, fiyatların eş zamanlılığına, tepki hızına ve benzeşme
derecesine bakılıyor. Algoritmik koordinasyon, genellikle insan kararlarına kıyasla çok daha
hızlı ve simetrik fiyat hareketleriyle kendini belli ediyor.
2. Yazılım ve sağlayıcı incelemeleri:
Aynı yazılım şirketinden hizmet alan firmalar, potansiyel risk grubu olarak değerlendiriliyor.
Algoritmanın tasarımı, hangi verileri kullandığı ve hangi kararları otomatikleştirdiği mercek
altına alınıyor.
3. Parametre ve hedef fonksiyonu analizi:
Firmalar farklı parametreler kullandıklarını iddia etseler bile, algoritmaların aynı hedefe
—örneğin “kâr maksimizasyonu + fiyat istikrarı” — odaklanması, fiili sonuçları
benzeştirebiliyor.
4. Davranışsal sonuçlara odaklanma:
Niyet yerine sonuçların değerlendirilmesi giderek önem kazanıyor. Rekabeti sınırlayıcı etki
ortaya çıkıyorsa, “bilerek mi yapıldı?” sorusu ikinci plana düşebiliyor.
Şeffaflık tartışması: Algoritmalar ne kadar açılmalı?
Ortak algoritma kullanımının takibinde en tartışmalı konulardan biri, algoritmik şeffaflık.
Firmalar, ticari sırlarını gerekçe göstererek algoritmalarını açmak istemiyor. Rekabet
otoriteleri ise “kara kutu” halinde çalışan sistemlerin denetlenemez olduğunu savunuyor.
Bu noktada, tam kod paylaşımı yerine şu ara çözümler gündeme geliyor:
 Algoritmanın karar mantığının açıklanması,
 Kullanılan veri türlerinin beyan edilmesi,
 Riskli davranışları tetikleyebilecek fonksiyonların raporlanması,
 Bağımsız teknik denetim mekanizmalarının kurulması.
Sorumluluk kime ait? Firma mı, yazılım sağlayıcı mı?
Takip sürecinin bir diğer kritik boyutu da sorumluluğun sınırları. Aynı algoritmayı kullanan
firmalar mı, yoksa bu algoritmayı geliştiren ve pazarlayan yazılım sağlayıcı mı sorumlu
tutulmalı?

Giderek yaygınlaşan yaklaşım, çoklu sorumluluk modeli. Yani:
 Firmalar, kullandıkları algoritmanın rekabeti bozucu sonuçlar doğurup doğurmadığını
izlemekle yükümlü,
 Yazılım sağlayıcılar ise ürünlerinin piyasa genelinde koordinasyon yaratacak şekilde
tasarlanmadığını göstermek zorunda.
Bu çerçevede, “biz sadece teknolojiyi sunduk” savunması giderek geçerliliğini yitiriyor.
Türkiye ve dünya: Aynı sorun, farklı aşamalar
Dünya genelinde rekabet otoriteleri, ortak algoritma kullanımının takibi konusunda henüz
öğrenme aşamasında. ABD ve AB, bu alanda pilot soruşturmalar ve rehber dokümanlar
üzerinden ilerlerken; Türkiye’de konu daha çok erken uyarı ve farkındalık düzeyinde ele
alınıyor.
Ancak dijital pazarlardaki hızlı yayılım dikkate alındığında, bu alanın kısa sürede rekabet
gündeminin üst sıralarına tırmanması kaçınılmaz görünüyor.
Sonuç: Görünmeyeni görünür kılma mücadelesi
Ortak algoritma kullanımının takibi, modern rekabet politikasının en zorlu sınavlarından biri.
Ortada ne gizli toplantılar var ne de imzalı anlaşmalar… Buna rağmen piyasalar daha az
rekabetçi, fiyatlar daha yapışkan ve tüketiciler daha dezavantajlı hale gelebiliyor.
Bu nedenle denetimin odağı, artık sadece “kim neyi söyledi” sorusu değil; “algoritmalar
piyasada neye yol açıyor” sorusu olmak zorunda. Dijital çağda rekabeti korumanın yolu,
algoritmaları yasaklamaktan değil; onları yakından, sürekli ve teknik olarak izlemekten
geçiyor.
Görünen o ki, rekabet hukuku önümüzdeki dönemde sadece hukukçuların değil, veri
bilimcilerin ve yazılım uzmanlarının da sahaya indiği çok disiplinli bir mücadele alanına
dönüşecek. Ortak algoritma kullanımının takibi ise bu mücadelenin en kritik cephelerinden
biri olmaya aday.