İzmir’in siyaseti son zamanlarda çok sıcak.

Ancak senaryo ne yazık ki yıllardır hiç değişmiyor.

Koca şehri hizmetsizliğe ve vizyonsuzluğa mahkum edenler ne zaman bu vizyonsuzlukları nedeniyle köşeye sıkışsalar hemen işin kolayına kaçıyorlar ve Gazi Mustafa Kemal'in arkasına saklanıyorlar.

İzmirlinin Cumhuriyet değerlerine olan sarsılmaz ve samimi bağını, kendilerinin konfor alanı bozulmasın diye onları fütursuzca sömürüyorlar.

İzmir böyle yönetilmeyi hak etmiyor.

İzmir'in bu makus talihini değiştirmek için canla başla mücadele edenler de beni çok ümitlendiriyor açıkçası.

Peki sahada gerçekten canla başla mücadele edenleri nasıl anlarsınız biliyor musunuz?

Ne ruhlarında ne de icraatlarında Atatürk olmayıp onu sadece dillerine dolayan o statükocu zihniyet, oklarını en çok kime yöneltiyorsa gerçek mücadeleyi veren odur.

Mahalle mahalle, sokak sokak kora kor bir saha mücadelesine giriştiği için bu zihniyetin en çok saldırdığı isimlerden biri de şüphesiz Ülkü Ocakları İzmir Başkanı Burak Kılıç.

Göreve geldiği günden bu yana geçen bir yıl gibi kısa bir sürede genç başkan; “gelecek seçimler” için Atatürk’ün arkasına saklanıp popülizm siyaseti yapanların korkulu rüyası olurken, tüm mesaisini “gelecek nesiller” için canla başla çalışmaya harcıyor.

O nedenlede genç başkan yine malum zihniyetin hedefindeydi geçen hafta.

Çünkü Eğitime Destek Seferberliği projesi kapsamında ve tamamen gönüllülük esasıyla kimseden destek almadan onlarca köy okulunun tadilat ve tamiratını yaptığı okullara “püskevit” dağıtması bu malum zihniyetin zoruna gitmiş!

Yanlış okumadınız!

Belediyenin yardım feryatlarına kör ve sağır olduğu onlarca köy okulunun tamir ve tadilatını yaptı diye hedefte.

Bütün bunları yaparken de kameralara oynamadı, şov yapmadı, takım elbisesini çıkardı bizzat sahaya indi.

Hem de sıvasını kendisi kardı, fırçayı aldı boyasınıkendisi yaptı.

Başlattığı geniş çaplı çevre temizliği hareketleriyle sadece İzmir’in sokaklarını çöplerden arındırmakla kalmadı, aynı zamanda hem İzmirli gençlere sosyal sorumluluk duygusunu ve omuz omuza iş birliği yapma becerisini aşıladı hem de bundan sonra bir daha oylarını çöpe atmamalarını öğretti.

Atatürk’ü sadece rakı kadehi kaldırarak, Kuvâ-yı Milliye ruhunu ise düğünlerde zeybek oynayarak yaşattığını zanneden bu sığ zihniyete inat hayata geçirdiği ‘Efeler Yolu’ projesiyle gençleri hem AVM köşelerinden ve sosyal medya bataklıklarından çekip çıkarttı hem deonları doğayla, tarihle ve sporla buluşturdu.

Gerçek bir şuur projesine imza attı.

Geçen haftadan bu yana “eğitim” “Sosyal Belediyecilik” masalları anlatan ama bütçelerini konserlere, heykellereve algı operasyonlarına harcayanların, akıllarına dahi getiremedikleri, hayalini bile kuramadıkları UZEM projesiise milli bir iradenin “Eğitimde Fırsat Eşitliği” nin nasıl sağlanabileceğinin en somut örneği.

Bu projenin hiçbir siyasi görüş, mezhep veya köken ayrımı yapılmaksızın on binlerce İzmirli öğrencinin kullanımına tamamen ücretsiz olarak ulaşmasındakatkısı da tartışılmaz genç başkanın.

Sayabileceğim daha onlarca gerçek proje var İzmir’e heyecan ve dinamizm getirdiği.

İşin acı tarafı ise tüm bunları asıl yapması gerekenin, hizmet aklına dahi gelmeyen belediye olması!

Milli kalkınmanın ancak manevi değerlerle bilimin harmanlanmasıyla mümkün olacağı idealini koruyarak İzmir’de atılan bu sağlam adımlar, Türk milliyetçiliğinin laf değil, doğrudan doğruya icraat, merhamet ve şefkat hareketi olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Çeyrek asırdır İzmir’i yönetiyormuş gibi yapıp aslında taş üstüne taş koymayanlara karşı; son bir yılda bu şehirde şanına yaraşır bir heyecana, dinamizme ve müthiş bir çalışkanlığa şahit olduğumuzu da rahatlıkla söyleyebilirim.

İzmir artık sahte Atatürkçülerin hamasetine karşı, kora kor mücadele eden gençliğin dinamizmi ile sahici hizmetin, ecdada saygının ve Türk gençliğine umut olmanın yıkılmaz merkezine dönüşmektedir.

Sonuç olarak; bu dinamizm ve çalışkanlık sadece gelecek nesilleri kazanmamızı sağlamayacak, aynı zamanda gelecek seçimlerin kazanılmasında ve İzmir’in makûs talihini yenmesinde de başrolü oynayacaktır.