Maltepe’de durup dururken, hiçbir deprem olmaksızın kaçak katlarının ağırlığı altında ezilen apartman bize bu ülkenin yapısal röntgenini bir kez daha en acı şekilde verdi.

Sorumluları arıyoruz. Adliyeye sevk edilen mimarlar, şantiye şefleri… Ortaya çıkan tablo ise tam bir trajikomedi. Resmi evraklarda şantiye şefi görünen teknik insan, 'O imza benim değil, ruhsatı bile görmedim' diyor. Eğer bu iddia doğruysa karşımızda devasa bir evrakta sahtecilik skandalı var. Değilse bu ülkede yıllarca 'diploma kiralamanın' getirdiği acı bir sonuç var. Ya da görevini hiç yapmamış olması söz konusu. Oysa atılan her imza, bir binanın ve içindeki onlarca insanın hayatının sorumluluğunu omuzlamak demek. Yargı sürecini ve iddiaların doğruluğunu hep birlikte göreceğiz.

Her türlü inceleme aşamasına gelince… Binaları denetleyen, rapor yazan, analiz eden uzmanların sadece teknik olarak donanımlı olması yetmez. Bu iş her şeyden önce yüksek bir vicdan gerektiriyor. Siyasi baskılara, müteahhit ilişkilerine ya da "idare edelim"ci zihniyete teslim olan her teknik insan yaşananların ortağı olur.

Gelelim en büyük problemlerimizden birine: Kaçak katlar ve denetimsizlik. Resmi bilirkişi ön raporu gösterdi ki, bu binanın kaçak katları için ta 1989 ve 1990 yıllarında iki kez yıkım kararı alınmış. Sadece mal sahibinin beyanına bakılarak çıkarılan imar aflarıyla göz yumulan binlerce kaçak kat, bugün şehirlerimizin tepesinde birer saatli bomba gibi duruyor. Yıllarca uygulanmayan yıkım kararları, bugün altındaki katlara yük bindirerek can almaya devam ediyor.

Peki, çözüm nerede? Çözüm şeffaflıkta ve zihniyet değişiminde saklı. Nasıl ki bir gıda ürününü alırken içindekilere, son kullanma tarihine bakıyorsak, oturduğumuz binaların da bir "künyesi" olmalı. Her binanın giriş kapısına, herkesin görebileceği bir tabela asılmalı. Bu tabelada binanın ruhsat tarihi, projesindeki orijinal kat sayısı, kaçak yapı durumunun olup olmadığı yazmalı. Özellikle, memleketin dört bir yanından gelip bilmediği şehirlerde ev kiralayan üniversite öğrencilerini çürük binaların insafına terk edemeyiz.

Son sözüm ise mülk sahiplerine... Kentsel dönüşüm süreçleri "Benim 100 metrekare evim var, yine 100 isterim" pazarlıkları yüzünden yıllarca uzuyor. Oysa ki deprem ya da Maltepe’deki gibi kentsel dönüşüm bekleyen yorgun betonlar, metrekare hesabı yapmıyor.