Hayat, durmadan akan bir nehir gibidir. Dün doğru olan bugün yetersiz kalabilir, bugün işe
yarayan yöntemler ise yarın tamamen geçersiz hale gelebilir. İşte böyle bir dünyada
insanların sahip olması gereken en önemli özelliklerden biri, kendisini yeniden
konumlandırabilme becerisidir.
Peki bu ne anlama geliyor?
En basit ifadeyle, değişen şartlara göre kendini güncelleyebilmek, yeni koşullara uyum
sağlayabilmek ve gerektiğinde yeni bir yol çizebilmektir.
Eskiden insanlar bir meslek seçer, yıllarca aynı işi yapar ve emekli olurdu. Bir işletme açan kişi
onlarca yıl aynı yöntemlerle ticaret yapabilirdi. Teknoloji yavaş ilerlediği için değişime ayak
uydurmak bugünkü kadar zor değildi.
Ancak artık durum farklı.
Bugün bir meslek birkaç yıl içinde büyük ölçüde değişebiliyor. Yeni teknolojiler ortaya çıkıyor.
İş yapış şekilleri dönüşüyor. Tüketici alışkanlıkları değişiyor. Hatta bazı sektörler tamamen
ortadan kalkarken yenileri doğuyor.
Böyle bir ortamda sadece bilgi sahibi olmak yetmiyor. Asıl önemli olan, gerektiğinde yön
değiştirebilmektir.
Çünkü bazen sorun insanların başarısız olması değildir. Sorun, değişen şartlara rağmen eski
alışkanlıklara sıkı sıkıya bağlı kalmalarıdır.
Bir zamanlar çok iyi çalışan bir yöntem, yıllar sonra aynı sonucu vermeyebilir. Buna rağmen
bazı insanlar eski düzeni korumaya çalışır. Çünkü alışılmış olan güven verir.
Oysa hayat bize sürekli olarak yeni sorular sorar.
Yeni ekonomik şartlar, yeni teknolojiler, yeni toplumsal ihtiyaçlar ortaya çıkar. Bu sorulara
eski cevaplarla karşılık vermek her zaman mümkün olmaz.
İşte bu noktada kendisini yeniden konumlandırabilen insanlar öne çıkar.
Örneğin yıllarca mağaza işletmiş bir esnaf düşünelim. İnternet üzerinden satışların arttığını
görüyor. Eğer sadece geçmiş başarılarına güvenerek hareket ederse müşteri kaybedebilir.
Ancak değişimi okuyup dijital satış kanallarına yönelirse yeni fırsatlar yakalayabilir.
Aynı durum çalışanlar için de geçerlidir.
Bir çalışan, mesleğinin geleceğini takip etmeli, yeni beceriler edinmeli ve kendisini sürekli
geliştirmelidir. Çünkü günümüzde diploma tek başına yeterli değildir. Öğrenmeye devam
eden kişiler daha güçlü bir konum elde etmektedir.
Burada önemli olan nokta şudur:

Kendini yeniden konumlandırmak, geçmişi inkâr etmek değildir.
Tam tersine geçmiş deneyimleri koruyarak yeni şartlara uygun hale getirmektir.
Bir ağacın kökleri nasıl toprağın altında sağlam duruyorsa, insanın değerleri ve tecrübeleri de
onun kökleridir. Ancak dalların güneşe doğru uzanması gerekir. Hayatın değişen yönüne
doğru büyüyemeyen bir yapı zamanla zayıflar.
Ne yazık ki birçok kişi değişimi tehdit olarak görmektedir.
Yeni bir işe başlamak, farklı bir alanda eğitim almak veya alışılmış yöntemleri terk etmek
insanlara riskli gelebilir. Fakat bazen en büyük risk, hiçbir şey değiştirmemektir.
Çünkü dünya ilerlerken yerinde duran kişi aslında geriye düşmektedir.
Bugün birçok başarılı insanın hayat hikâyesine baktığımızda bunu açıkça görebiliriz. Onlar
değişen koşulları görmüş, ihtiyaçları analiz etmiş ve gerektiğinde yeni bir başlangıç
yapabilmiş kişilerdir.
Bu durum sadece iş hayatında değil, sosyal yaşamda da geçerlidir.
İnsanlar zaman içinde farklı sorumluluklar üstlenir. Gençlik döneminde önemli görülen bazı
şeyler ilerleyen yaşlarda önceliğini kaybedebilir. Aile kurmak, çocuk sahibi olmak, emekliliğe
hazırlanmak veya farklı hedefler belirlemek bireyin hayata bakışını değiştirebilir.
Bu nedenle kişinin zaman zaman kendisine şu soruları sorması gerekir:
“Ben bugün neredeyim?”
“Dün yaptıklarım bugün de işe yarıyor mu?”
“Gelecekte nerede olmak istiyorum?”
“Bunun için neyi değiştirmem gerekiyor?”
Bu soruların cevabı, kişinin kendisini yeniden konumlandırmasının ilk adımıdır.
Ayrıca bireyin çevresini doğru okuyabilmesi de büyük önem taşır. Çünkü değişim çoğu zaman
bir anda gerçekleşmez. Önce küçük işaretler verir. Yeni teknolojiler, değişen tüketici
tercihleri, farklı eğitim ihtiyaçları veya yeni ekonomik eğilimler geleceğin habercisidir.
Bu işaretleri görebilen insanlar hazırlık yapar.
Göremeyenler ise değişim gerçekleştiğinde büyük zorluklarla karşılaşır.
Toplum olarak da bu beceriye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü
dünyanın ekonomik, teknolojik ve sosyal dönüşümü giderek hızlanıyor. Artık sadece
kurumların değil, bireylerin de esnek olması gerekiyor.
Esneklik, prensipsizlik demek değildir. Esneklik, değişen şartlara uygun çözümler
üretebilmektir.

Sonuç olarak bireyin kendisini yeniden konumlandırabilme becerisi, günümüzün en değerli
yetkinliklerinden biridir. Bu beceriye sahip olan insanlar değişim karşısında savrulmaz; aksine
değişimi yönetmeye çalışır. Geçmişten güç alır, bugünü doğru analiz eder ve geleceğe daha
sağlam adımlarla yürür.
Hayatın akışı durmayacak. Teknoloji gelişmeye, ekonomik şartlar değişmeye ve toplum
dönüşmeye devam edecek. Önemli olan, bu değişimin karşısında donup kalmak değil;
gerektiğinde yönünü güncelleyebilen, yeni şartlara uyum sağlayabilen ve geleceğe cesaretle
bakabilen bireyler olabilmektir.
Çünkü bazen başarı, bulunduğun yerde ısrar etmekte değil; doğru zamanda kendini yeniden
konumlandırabilmektedir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]