ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya hesabından paylaştığı yeni harita, yalnızca Amerika
Birleşik Devletleri’nde değil, dünyanın pek çok ülkesinde tartışma yarattı. Haritada Kanada, Grönland,
Meksika ve bazı diğer bölgelerin Amerikan bayrağıyla kaplandığı görülürken, paylaşım Trump’ın uzun
süredir dile getirdiği Amerikan nüfuzunu ve topraklarını genişletme söylemlerini yeniden gündeme
taşıdı. Haritanın herhangi bir resmî açıklama olmadan paylaşılması ise tartışmaların daha da
büyümesine neden oldu.
Trump’ın haritasını yalnızca sıradan bir sosyal medya paylaşımı olarak değerlendirmek kolay değil.
Çünkü Trump, ikinci başkanlık döneminde coğrafi isimlerden stratejik bölgelere, ticaret yollarından
ABD’nin güvenlik alanına kadar uzanan geniş bir çerçevede “Amerikan etkisinin sınırlarını” yeniden
tanımlayan bir siyasi dil kullanıyor. Daha önce Meksika Körfezi’nin adının “Amerika Körfezi” olarak
değiştirilmesini destekleyen Trump yönetimi, son dönemde Ontario Gölü için de “Amerika Gölü” adını
kullanmaya başladı.
Son haritanın en dikkat çekici unsurlarından biri Kanada ve Grönland’ın ABD ile aynı siyasi coğrafyanın
parçasıymış gibi gösterilmesi. Trump daha önce Grönland’ın ABD açısından stratejik önemini
vurgulamış ve adanın Amerikan kontrolüne geçmesi fikrini gündeme getirmişti. Grönland’ın Arktik
bölgesindeki konumu, doğal kaynakları ve Kuzey Kutbu üzerinden gelişen yeni ulaşım ve güvenlik
dengeleri, Washington açısından bölgeyi giderek daha önemli hale getiriyor.
Kanada ise ekonomik, askeri ve siyasi açıdan ABD’nin en yakın komşularından biri. İki ülke arasında
dünyanın en büyük ticaret ilişkilerinden biri bulunuyor. Dolayısıyla Kanada’nın Amerikan haritası
içinde gösterilmesi, gerçekleşmesi beklenen bir sınır değişikliğinden çok, Trump’ın “Amerika önce”
anlayışının son derece çarpıcı bir sembolü olarak değerlendiriliyor.
Haritada Meksika’nın da Amerikan bayrağıyla gösterilmesi ayrıca dikkat çekiyor. Bu durum, Trump’ın
Meksika ile ilgili göç, uyuşturucu kaçakçılığı, sınır güvenliği ve ticaret politikalarında izlediği sert
çizginin görsel bir yansıması olarak yorumlanabilir. Trump’ın son günlerde New Mexico eyaletinin
adının “New America” olarak değiştirilmesini öneren bir haritayı da paylaşması, coğrafya ve isimler
üzerinden yürütülen siyasi mesajların yeni bir boyuta ulaştığını gösteriyor.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Sosyal medyada paylaşılan bir harita, tek başına
ABD’nin resmi sınır politikasını değiştirmiyor. Kanada, Meksika veya Grönland’ın ABD toprağı haline
gelmesi için son derece kapsamlı uluslararası, anayasal ve hukuki süreçlerin gerçekleşmesi gerekir.
Nitekim New Mexico’nun adının değiştirilmesi konusunda da Trump yönetiminin tek taraflı bir yetkisi
bulunmuyor. New Mexico yönetimi öneriye açık biçimde karşı çıktı.
Buna rağmen haritanın siyasi etkisi küçümsenmemeli. Çünkü Trump’ın kullandığı siyasi iletişim
tarzında semboller önemli bir yer tutuyor. Haritalar, isim değişiklikleri, Amerikan bayrağı ve
“America” vurgusu, seçmene ve dünyaya belirli bir güç anlayışının mesajını veriyor: ABD yalnızca
mevcut sınırlarını koruyan bir ülke değil, ekonomik ve stratejik çıkarlarını mümkün olan en geniş
alana yaymak isteyen bir güç.
Bu yaklaşım özellikle Arktik bölgesinde yeni jeopolitik tartışmaları beraberinde getirebilir. Rusya, Çin,
Kanada, Danimarka ve ABD arasındaki rekabetin yoğunlaştığı Kuzey Kutbu, enerji kaynakları, yeni
deniz rotaları ve askeri erişim bakımından giderek daha önemli hale geliyor. Grönland konusunda
yaşanan tartışmalar da bu nedenle yalnızca bir toprak meselesi değil, 21. yüzyılın yeni güç
mücadelesinin parçalarından biri olarak görülüyor.

Öte yandan Trump’ın haritasının uluslararası ilişkiler açısından bir başka sonucu daha olabilir. ABD’nin
müttefikleri, Washington’ın geleneksel ittifak anlayışından daha farklı bir döneme girdiğini
düşünebilir. NATO, Kanada-ABD ilişkileri, Avrupa ile ilişkiler ve Kuzey Kutbu güvenliği gibi konularda
Amerikan yönetiminin söylemleri yakından izlenecektir.
Trump’ın haritası bu nedenle bir “sınır haritası” olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Harita,
Trump’ın Amerika’yı yeniden konumlandırma vizyonunun görsel bir özeti niteliğinde. Kanada’dan
Grönland’a, Meksika’dan Arktik bölgesine kadar uzanan bu tartışma, önümüzdeki dönemde ABD’nin
ekonomik gücü ile jeopolitik iddialarının ne ölçüde örtüşeceğini de gösterecek.
Dünyanın alıştığı siyasi haritaların değişmesi kolay değil. Ancak Trump’ın son dönemdeki açıklamaları,
haritaların artık yalnızca coğrafyayı değil, güç mücadelelerini de anlatan siyasi araçlara dönüştüğünü
ortaya koyuyor. Asıl soru ise şu: Trump’ın haritası yalnızca bir mesaj mı, yoksa geleceğin Amerikan dış
politikasının sınırlarını gösteren bir siyasi tasavvur mu?
Şimdilik kesin olan, bu paylaşımın Washington’ın sınırlarının ötesinde de ciddi bir diplomatik ve
jeopolitik yankı oluşturduğu.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]