Türkiye, tarih boyunca askeri darbelerden vesayet girişimlerine, ekonomik saldırılardan içerideki hain odakların kumpaslarına kadar pek çok badire atlattı.

Ancak bu ülkenin en ağır yükü, en derin yarası ve en uzun gecesi hep terör oldu.

Dağlarda, şehirlerde, sınır boylarında nice evlat toprağa düştü; nice ocak söndü, nice umut yarım kaldı.

Terörsüz Türkiye hedefinde bugün gelinen nokta ise bir milletin kader çizgisinde yeni bir sayfanın açılmasıdır.

Bu büyük acının artık tarihin karanlık raflarına kaldırılması için devletin en üst organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ortaya koyduğu irade, yeni bir dönemin kapısını aralamıştır.

Bu kapının kilidini açan önemli isimlerden biri de TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş olmuştur.

Hakkını teslim etmek gerekir ki sürecin başından itibaren Kurtulmuş’un sergilediği yönetim ve sevk basireti, kullandığı dil ve üslup, devletin meşruiyet zeminini titizlikle koruyan bir yönetim anlayışının göstergesidir.

Türkiye gibi yarım asırdır terörün acısını yaşayan bir ülkede, atılan her adımın hassas bir zeminde ilerlemesi gerekirken Samsun’da yaptığı “Bu süreç asla bir müzakere değildir” açıklaması, devletin terör örgütüyle pazarlık yapmayacağını ve egemenlik haklarından taviz vermeyeceğini net biçimde ortaya koyan stratejik bir duruş olmuştur.

Meclis aşamasında ise Numan Kurtulmuş’un sergilediği yönetim, Türkiye’nin uzun yıllardır özlediği uzlaşı ve ortak akıl atmosferini yeniden tesis ederek sürecin en önemli başarısına imza atmıştır.

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yüzde doksan beşi bulan temsil gücüyle farklı düşünceleri aynı masa etrafında buluşturması ve siyasetin sertleştiği bir dönemde yirmi altı oturum boyunca korunan yapıcı iklim, Kurtulmuş’un Meclis’i kuşatıcı bir üslupla yönetmesinin doğrudan sonucudur.

Komisyonun çalışmaları sonucunda ortaya çıkan rapor, sürecin hem hukuki hem siyasi mimarisinin temelini oluşturmuştur.

Bu titiz ve çok katmanlı raporun Meclis Genel Kurulu’nda 467 oy gibi ezici bir çoğunlukla yasalaşarak neticelenmesi ise Numan Kurtulmuş’un süreci başından sonuna kadar soğukkanlı bir devlet aklıyla yönettiğini; Meclis’teki farklı düşünceleri ortak bir zeminde buluşturarak partiler üstü bir uzlaşıyı mümkün kıldığını açık biçimde göstermiştir.

Bunun yanı sıra Kurtulmuş’un sıkça vurguladığı “Terörsüz Türkiye ile yeni bir kardeşlik dönemi başlayacak” ifadesi, sürecin sadece güvenlik boyutuyla değil, toplumsal boyutuyla da ele alındığını göstermektedir.

Terörün bitmesi; şehirlerin nefes alması, gençlerin geleceğe umutla bakması, bölgelerin kalkınması, toplumsal güvenin yeniden tesis edilmesi ve milletin kendi içinde kenetlenmesi demektir.

Bu kardeşlik vizyonu popülist siyasi bir söylem değil; devletin stratejik hedefidir.

Bugün Türkiye, terör belasından kurtulmak için belki de Cumhuriyet tarihinin en güçlü fırsatını yakalamıştır.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un liderliğinde Meclis’te ortaya konulan irade ile de Türkiye Yüzyılı yürüyüşünde tarihi bir dönüm noktasının geride bırakılması sağlanmıştır.

Kabul edilen çerçeve yasa, Türkiye’nin geleceğine dair millî iradenin bir mutabakat sözleşmesi olmuştur.

Bu sözleşme, Türkiye’nin terörle mücadelede yeni bir sayfa açtığını ilan etmiştir.

Bu sayfanın adı: Terörsüz Türkiye.

Bu sayfanın ruhu: Kardeşlik hukuku.

Bu sayfanın mimarı: Devlet aklı.

Ve bu aklın Meclis’teki temsilcisi: Numan Kurtulmuş'tur.

Netice itibarıyla, “Terörsüz Türkiye” hedefinde katedilen bu mesafe ve ortaya konulan hukuki ve siyasi vizyon; Meclis’in itibarını yükseltmiş, milletin Meclis’ine olan güvenini tazelemiştir.

TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş; duruşu, çabası, dili ve yönetim tarzıyla Türkiye’nin terörle mücadelede yeni bir sayfa açma iradesini somutlaştırmış; gelecek nesillerin de güvenlik, huzur ve kardeşlik içinde yaşayacağı bir Türkiye’nin inşasında gösterdiği bu vakur devlet adamlığıyla bambaşka bir övgüyü ve takdiri sonuna kadar hak etmiştir.