Türkiye ekonomisinin dış dünyayla gerçekleştirdiği mal, hizmet, yatırım ve finans işlemlerini gösteren
ödemeler dengesi, ekonominin en önemli göstergelerinden biridir. Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası’nın Temmuz 2026 verileri ise özellikle cari denge açısından dikkat çekici bir tablo ortaya
koydu. Temmuz ayında cari işlemler hesabının 36 milyon dolar fazla vermesi, son dönemdeki açık
eğilimine karşı önemli bir gelişme olarak öne çıktı.
Öncelikle ödemeler dengesinin ne anlama geldiğini kısaca hatırlatmak gerekir. Ödemeler dengesi, bir
ülkenin belirli bir dönemde yurt dışıyla yaptığı bütün ekonomik işlemlerin sistematik olarak
kaydedildiği tablodur. Cari işlemler hesabı ise bunun en yakından takip edilen bölümlerinden biridir.
Mal ve hizmet ticareti, turizm gelirleri, taşımacılık, yatırım gelirleri ve transferler bu hesap içerisinde
değerlendirilir. Dolayısıyla cari denge, Türkiye’nin dış ekonomik ilişkilerindeki gelir-gider dengesini
anlamak açısından son derece önemlidir.
Temmuz ayında cari işlemler hesabının 36 milyon dolar fazla vermesi ilk bakışta oldukça olumlu
görünmektedir. Daha dikkat çekici olan ise altın ve enerji hariç cari işlemler hesabının 4 milyar 972
milyon dolar fazla vermesidir. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin temel mal ve hizmet üretimi ile dış
gelirleri açısından belirli bir denge oluşturabildiğini göstermektedir. Ancak altın ve enerji kalemlerinin
cari denge üzerinde hâlâ önemli bir belirleyici olduğunu da unutmamak gerekir.
Buna karşılık dış ticaret tarafında tablo daha farklıdır. Temmuz ayında ödemeler dengesi tanımlı dış
ticaret açığı 5 milyar 579 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Yıllıklandırılmış dış ticaret açığı ise 77,2
milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakam, Türkiye’nin mal ticaretinde dışarıya verdiği açığın cari denge
açısından hâlâ önemli bir risk olduğunu göstermektedir.
Burada imdada yetişen temel unsur ise hizmet gelirleridir. Turizm, taşımacılık ve diğer hizmet
faaliyetleri Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının azaltılmasında kritik rol oynamaktadır.
Yıllıklandırılmış verilere göre hizmetler dengesi 63,5 milyar dolar fazla verirken, yalnızca temmuz
ayında hizmetler kaynaklı net giriş 8 milyar 228 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu durum,
Türkiye açısından turizm ve hizmet ihracatının neden stratejik öneme sahip olduğunu bir kez daha
ortaya koymaktadır.
Finansman tarafında da temmuz ayında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Doğrudan yatırımlar kaynaklı
net giriş 514 milyon dolar olurken, portföy yatırımlarında 5,8 milyar dolarlık net giriş gerçekleşmiştir.
Resmi rezervlerde ise 14,3 milyar dolarlık net artış kaydedilmiştir.
Bu rakamların piyasa açısından anlamı oldukça büyüktür. Çünkü cari açık yalnızca bir muhasebe
kalemi değildir. Aynı zamanda ülkenin döviz ihtiyacını, dış finansman gereksinimini ve dolayısıyla
döviz kuru üzerindeki baskıyı etkileyen temel göstergelerden biridir. Cari açığın kontrol altında
tutulması, Türkiye’nin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmaktadır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Temmuz ayında cari fazla verilmiş
olması, Türkiye’nin cari açık sorununu tamamen çözdüğü anlamına gelmemektedir. Yıllıklandırılmış
cari açık yaklaşık 40,7 milyar dolar düzeyindedir. Dolayısıyla aylık verideki olumlu gelişmenin kalıcı ve
yapısal bir iyileşmeye dönüşüp dönüşmeyeceği önümüzdeki aylarda daha net görülecektir.
Özellikle enerji fiyatları, altın ithalatı, iç talep, döviz kuru ve ihracat performansı cari denge üzerinde
belirleyici olmaya devam edecektir. Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlılığının azaltılması, yüksek
katma değerli üretimin artırılması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi bu nedenle yalnızca dış
ticaret politikası değil, aynı zamanda makroekonomik istikrar politikasıdır.
Benim açımdan Temmuz verilerinin en önemli mesajı şudur: Türkiye ekonomisi cari denge konusunda
doğru yönde bazı sonuçlar üretmeye başlamıştır ancak henüz yolun başındadır. Hizmet gelirlerinin
güçlenmesi, portföy girişlerinin artması ve rezervlerdeki yükseliş olumlu gelişmelerdir. Buna karşılık
yüksek dış ticaret açığı ve yıllıklandırılmış cari açığın 40 milyar doların üzerinde bulunması dikkatli
olunması gerektiğini göstermektedir.
Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin temel hedeflerinden biri, büyümeyi korurken cari açığı
sürdürülebilir seviyelerde tutmak olmalıdır. Bunun yolu yalnızca ithalatı kısmaktan değil, üretimin
teknoloji ve verimlilik düzeyini yükseltmekten geçmektedir. Daha fazla ihracat, daha yüksek katma
değer, daha güçlü turizm gelirleri ve daha düşük enerji bağımlılığı Türkiye’nin dış denge sorununu
kalıcı biçimde çözebilecek temel unsurlardır.
Sonuç olarak Temmuz 2026 ödemeler dengesi verileri ekonomiye olumlu bir nefes aldırmıştır. Fakat
bu gelişmeyi kalıcı bir başarı olarak değerlendirmek için henüz erkendir. Asıl başarı, birkaç aylık cari
fazladan ziyade, Türkiye’nin kronik dış finansman ihtiyacını kalıcı biçimde azaltabilmesi olacaktır.
Bunun için de üretimden ihracata, enerjiden turizme kadar ekonominin bütün alanlarında yapısal
dönüşümün hızlandırılması gerekiyor.
Kaynak: TCMB
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]