Canım Kadın,
Hiç düşündün mü, neden bazı insanlar seni incittiğinde onlardan uzaklaşmak yerine sana daha iyi davranmaları için daha çok çabalıyorsun? Neden bazen seni anlamayan birine kendini anlatmak için defalarca aynı cümleleri kuruyor, haklılığını ispatlamaya çalışıyor, sonunda da kendini yorgun ve yetersiz hissediyorsun?
Belki de mesele, o insanı ne kadar sevdiğin değildir. Belki de içinde hâlâ görülmeyi, anlaşılmayı ve kabul edilmeyi bekleyen bir yanın vardır.
Çocuklukta sevginin koşullu yaşandığı, duyguların küçümsendiği ya da kabul görmek için sürekli çabalamak gerektiği ortamlarda büyüyen bazı insanlar, yetişkinlikte de benzer ilişkilerin içinde kalabilir. Çünkü tanıdık gelen davranışlar, her zaman iyi hissettirmese de zihne alışılmış gelebilir. İnsan bazen sevgiyi kazanılması gereken bir ödül, ilgiyi hak edilmesi gereken bir şey gibi görmeye başlar.
Bu durum herkes için geçerli değildir ve tek başına bir çocukluk travması göstergesi sayılamaz. Ancak kendini sürekli açıklamak, karşı tarafın davranışlarını değiştirmek için uğraşmak ve incindiğin hâlde ilişkiyi tek başına ayakta tutmaya çalışmak, üzerinde düşünmeye değer bir döngüdür.
Canım Kadın, birinin sana nasıl davranacağını belirleyemezsin ama sana nasıl davranılmasına izin vereceğin konusunda seçim yapabilirsin.
Bir insanın seni anlaması için kendini ifade etmek başka, seni incitmeye devam eden birine kendini kabul ettirmeye çalışmak başkadır. İlkinde iletişim vardır; ikincisinde ise çoğu zaman tükeniş başlar. Çünkü bir ilişkiyi iyileştirmek için iki kişinin de sorumluluk alması gerekir. Sen ne kadar çabalarsan çabala, diğer kişi değişmek istemiyorsa onun yerine değişemezsin.
Üstelik birinden uzaklaşmak her zaman sevgisiz olmak demek değildir. Bazen kendine duyduğun saygıyı korumaktır. Bazen de affetmek, yaşananları unutmak ya da aynı ilişkiye geri dönmek değil; geçmişin bugünkü kararlarını yönetmesine izin vermemektir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: Kendine Geri Dön
Bugün seni inciten ya da sürekli kendini açıklamak zorunda hissettiğin birini düşün. Birkaç dakika ayır ve şu soruları içtenlikle cevapla:
- Bu ilişkide en çok neyi kazanmaya çalışıyorum: sevgiyi, onayı, ilgiyi, yoksa terk edilmeyeceğime dair güvenceyi mi?
- Karşımdaki insanın davranışını değiştirmek için gösterdiğim çaba, bana nasıl hissettiriyor?
- Aynı davranışı sevdiğim bir kadın yaşasaydı ona ne söylerdim?
Son olarak kendine şu cümleyi söyle: “Sevilmek için kendimi tüketmek zorunda değilim. Duygularım önemli, sınırlarım değerli ve ben karşılıklı emek verilen ilişkileri hak ediyorum.”
Bu cümleyi yalnızca tekrarlama; hayatında hangi davranışın değişmesini istediğini de belirle. Belki her mesaja hemen cevap vermemek, belki seni inciten bir davranışı açıkça dile getirmek, belki de değişmeyen bir döngüden uzaklaşmak… Küçük ama kararlı bir adım seç.
Canım Kadın,
Geçmişte alamadığın sevgiyi bugün kendine vermeyi öğrenebilirsin. Bu, aileni ya da geçmişini suçlamak zorunda olduğun anlamına gelmez. Yaşananları inkâr etmeden, seni nasıl etkilediklerini anlayarak ve bugünkü seçimlerini yeniden şekillendirerek ilerleyebilirsin.
Unutma, birinin seni anlaması için çaba gösterebilirsin ama kendini ona kabul ettirmek senin hayat boyu sürecek görevin değildir. Senin değerin, birinin seni seçmesine, anlamasına ya da sana istediğin gibi davranmasına bağlı değil.
Kendini anlatmaktan vazgeçmek değil mesele; kendini anlatırken kendini kaybetmemek.
Bugün kendine bir iyilik yap: Seni sürekli kendinden şüphe ettiren ilişkileri gözden geçir ve kendi huzurunu da hesaba kat. Çünkü sen yalnızca başkalarını sevmek için değil, kendin olarak huzurla yaşayabilmek için de buradasın.
Bugün bu yazıyı, ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da kendine dönmesi için küçük bir hatırlatmaya ihtiyacı vardır.