Canım Kadın,

Bazı duygular konuşarak çıkmaz. Boğazında düğüm olur, göğsünde ağırlık olur. Gün boyunca “iyiyim” dersin ama gece olunca zihnin aynı cümleleri tekrar tekrar kurar. Söyleyemediklerin içinde birikir, sustukların seni yormaya başlar.

İşte tam da o noktada kalem, bazen kelimelerin yapamadığını yapar. Çünkü yazmak yalnızca anlatmak değil, kendini duymaktır. Zihninin içinde birbirine karışan düşünceleri ayırmak, hislerine isim vermek ve yaşadıklarına biraz daha uzaktan bakabilmektir.

Bilimsel araştırmalar, duyguları yazıya dökmenin stresle baş etmeye ve yaşananları anlamlandırmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Çünkü kâğıt seni yargılamaz, sözünü kesmez, hissettiklerini küçümsemez. Sadece anlatmana alan açar. Bazen insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey de budur: Kendini açıklamak zorunda kalmadan kendine anlatabilmek.

Canım Kadın, hepimiz güçlü görünmeye o kadar alışıyoruz ki bazen kendi içimizde neler olup bittiğini bile sormuyoruz. Oysa bastırdığımız duygular her zaman kaybolmaz; bazen yorgunluk, bazen öfke, bazen de nedenini anlayamadığımız bir sıkışmışlık olarak karşımıza çıkar.

Kendine birkaç dakika ayırıp yazmaya başladığında, içinde taşıdığın yükü daha iyi fark edebilirsin. Her şeyi hemen çözmek zorunda değilsin. Önce ne hissettiğini anlaman yeterli. Çünkü insan, adını koyamadığı bir duyguyla mücadele ederken kendini daha da çaresiz hissedebilir.

Küçük Bir Egzersiz: Kendine Üç Soru

Bugün bir kâğıt al ve kendine şu üç soruyu sor:

“Bugün en çok ne hissettim?”

“Beni en çok ne zorladı?”

“Şu an kendime verebileceğim en küçük iyilik ne?”

Cevaplarını düzeltmeden, süslemeden, kimseye göstermek zorunda hissetmeden yaz. Güzel cümleler kurmak için değil, kendine dürüst olabilmek için kalemi eline al. Bazen birkaç satır, günlerdir zihninde dönüp duran bir düşünceyi anlamana yardımcı olabilir.

Canım Kadın, iyileşmek her zaman büyük kararlarla başlamaz. Bazen kendine ayırdığın beş dakikayla, yarım kalmış bir cümleyle ya da ilk kez kendine itiraf ettiğin bir duyguyla başlar. Her şeyi içine atmak zorunda değilsin. Her zaman güçlü görünmek, her şeyi tek başına çözmek zorunda da değilsin.

Unutma, kendine şefkat göstermek için önce bütün yaralarını iyileştirmiş olman gerekmiyor. Bazen iyileşmenin ilk adımı, “Ben bugün iyi değilim ve bunu kabul ediyorum” diyebilmektir. Kalemini eline al, kendine biraz alan aç. Belki de uzun zamandır duymayı beklediğin ses, kendi içinden geliyordur.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder.