Canım Kadın,
Bazen bir insanın seni ne kadar incittiğini, olay yaşanırken fark etmezsin. “Önemli değil.” dersin, “Ben iyiyim.” diye geçiştirirsin. Belki tartışma çıkmasın diye susar, belki karşındaki üzülmesin diye kendi duygularını ertelersin. Hatta seni inciten davranışlara bile bir açıklama bulursun.
Sonra bir gün, küçücük bir sözün içinde biriken bütün kırgınlıkların yeniden canlandığını fark edersin. İşte o zaman anlarsın; mesele yalnızca o gün yaşanan değildir. Görmezden geldiğin, içine attığın ve kendine bile itiraf edemediğin duygular da vardır.
İnsan bazen acıya değil, acıya alışmaya karşı savunmasızdır. Sürekli tekrarlanan bir davranışı normal kabul etmeye başladığında, kendi sınırlarının nerede bittiğini unutabilirsin. Her defasında “Belki bu kez değişir.” diye bekler, karşındaki insanın niyetini anlamaya çalışırken kendi hislerini ikinci plana atabilirsin.
Oysa birini anlamak, sana yaşattığı her şeyi kabul etmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Onun neden böyle davrandığını anlayabilirsin ama bu, davranışlarının sende bıraktığı izi yok saymanı gerektirmez. Merhamet göstermek başka, kendini inciten bir ilişkinin içinde tüketmek başkadır.
Canım Kadın, belki de bugün kendine sorman gereken soru şudur: “Ben gerçekten iyi miyim, yoksa yaşadıklarıma alıştığım için mi artık ses çıkarmıyorum?”
Çünkü iyileşmek, geçmişte hiç incinmemiş gibi davranmak değildir. İyileşmek; ne hissettiğini fark etmek, ihtiyacını kabul etmek ve aynı acıyı yaşamamak için kendine yeni bir yol açabilmektir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: KENDİNE GERİ DÖN
Bugün seni inciten ama önemsememeye çalıştığın bir olayı düşün. Kendini suçlamadan şu üç soruyu cevapla:
- O olay yaşandığında gerçekte ne hissettim?
- Hangi ihtiyacım karşılanmadı? Saygı mı, güven mi, anlaşılmak mı, değer görmek mi?
- Aynı durum bugün yaşansa kendimi korumak için neyi farklı yapabilirim?
Cevaplarını yazarken kendini yargılama. Ardından şu cümleyi yavaşça kendine söyle: “Hissettiklerim önemli. Kendimi korumak için sınır koymaya hakkım var.”
Unutma, bu çalışma geçmişi değiştirmek için değil, bugünkü seçimlerini daha bilinçli yapabilmen için.
Canım Kadın,
Kolundaki morluğu görmediğin gibi, kalbindeki kırgınlığı da hemen fark etmeyebilirsin. Ama bir gün durup kendine bakman, yaşadıklarını anlamlandırman ve artık neye izin vermeyeceğine karar vermen mümkündür.
Herkesi anlamaya çalışırken kendini anlamayı ihmal etme. Herkese şefkat gösterirken o şefkatten kendini mahrum bırakma. Çünkü senin de duyulmaya, korunmaya ve huzur içinde yaşamaya ihtiyacın var.
Bugün kendine şunu hatırlat: Bir şeyin canını yakmış olması için onun acısını başkalarına kanıtlamak zorunda değilsin. İyileşmek için önce kendi hislerine inanabilir, sonra sana iyi gelmeyen şeylerle arana sağlıklı sınırlar koyabilirsin.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki de onun, kendini yeniden duymaya ihtiyacı vardır.