İzmir’de yağmurlu bir Ramazan günü…

İftar saati yaklaşıyor. Ama şehirde huzur değil, on yılların ihmalleri akıyor.

Düz caddede su dolu çukura düşen insanlar…

Sokak ortasında göz göre göre elektriğe kapılan vatandaşlar…

Yağmur suyuna teslim olmuş yollarda adeta sulara gömülerek ilerlemeye çalışan çaresiz kalabalıklar…

Sanki yıl 2026 değil de 1936…

Merak ediyorum! Bu bir kader mi, yoksa bir yönetim fotoğrafı mı?

Zor zamanlar gerçekten…

İnsanlığın yaradılıştan beri biriktirdiği ahlaki değerler sanki ağır bir sarsıntı geçiriyor. Birleştirici olması gereken din-î iklim, bugün birçok yerde ayrıştırıcı bir gürültüye dönüşmüş durumda.

Oysa Ramazan…

Gösterişin değil, nefsi terbiyenin ayıdır.

Vitrinin değil, vicdanın ayıdır.

Ama görünen o ki vitrin büyüdükçe vicdan küçülüyor.

Son üç yüz yılın dünya dengelerine baktığınızda şu gerçek inkâr edilemez:

İslam coğrafyası, büyük güç mücadelelerinin en hassas fay hattı hâline getirildi. Evangelist politik aklın bu coğrafya üzerindeki hesapları yıllardır tartışılıyor ve aslında yaşanmaya devam ediyor.

Bu süreçte ne oldu?

Bir zamanlar Biruni’lerin, İbn Sina’ların, Farabi’lerin yetiştiği medeniyet hafızası geri plana itildi. İlmin, hikmetin ve tefekkürün yerini; sorgulamayan, ezbere dayalı, şekilci bir din algısı almaya başladı.

Din derinlik kaybettikçe…

Onu kullananların sesi yükseldi.

Tarih bize şunu defalarca gösterdi: “Din özünden koparıldığında en kolay istismar edilen güç aracına dönüşür.”

Hazreti Peygamber’e yıllarca karşı durmuş Ebu Süfyan çizgisinin, sonraki kuşaklarda “Kerbela” gibi büyük trajedilerin zemininde yer alması; dinin nasıl siyasallaştırılabildiğinin acı bir tarih notudur.

O gün sadece “canlar” gitmedi… Ümmetin vicdanı da yaralandı.

Ve sonra…

19. yüzyıldan itibaren İngiliz emperyalizminin Osmanlı coğrafyasında yürüttüğü parçalama politikaları… Dinî hassasiyetlerin ve mezhep fay hatlarının ustaca kaşınması… İnancın, milletleri bir arada tutan harç olmaktan çıkarılıp jeopolitik bir manivelaya dönüştürülmesi…

Bugün yaşadığımız savrulmanın kökleri işte buralarda da aranmalıdır.

Gelelim bugüne…

Türkiye’de bir yanda Ramazan’ın manevî iklimi yaşanmaya çalışılırken, diğer yanda:

Gelir adaletsizliği büyüyor.

“Senden-benden” ayrımcılığı derinleşiyor.

Aile yapısı alarm veriyor.

Anadolu’nun merhamet mayası çatlıyor.

Eyvah ki ne eyvah…

Ya İzmir?

Bir tarafta “Umre” kareleriyle vitrin süsleyen ama çalışanının kul hakkını gözetmeyen yönetim anlayışları… Kul hakkını kürsüde hatırlayıp uygulamada unutan bir çelişki düzeni…

Diğer tarafta toplumdaki gerilimin ne noktaya geldiğini gösteren sarsıcı hadiseler…

Kardeşi “havuza atılan” bir ağabeyin yaşadığı travma…

Aylarca tartışılan bir güya “yönetici” isim…

Ve iftar saatine denk gelen o bıçaklama olayı…

Bu sadece adli bir vaka mıdır?

Yoksa toplumsal fay hattının kırılma sesi mi?

Şunu artık açıkça konuşmak zorundayız: “Toplumda adalet duygusu zedelenirse, öfke yeraltından yol bulur.”

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse… Gerisi hep yamuk gider. Bugün yaşadığımız birçok sosyal patlamanın kökünde de bu ilk düğme hataları vardır.

Elbette bıçaklanana da bıçaklayana da yazık.

Elbette “şiddet” asla sorunların çözümü değildir. Ve bazen şiddetin sonucu “sahte kahramanlar” yaratır ki, bu durum tam bir sosyal faciadır.

Ama asıl soru hâlâ ortada duruyor:

Bu iklimi kim büyüttü?

Bu gerilimi kim besledi?

Bu kibri kim normalleştirdi?

Çünkü bazı makam sahipleri artık eleştiriyi düşmanlık, uyarıyı husumet, vicdan çağrısını ise saldırı olarak görme kolaycılığına kaçıyor.

Oysa kibir, sadece insanı değil, şehirleri de körleştirir.

Allah İzmir’i daha ağır imtihanlardan korusun.

Ama şu hakikati de yüksek sesle söyleyelim:

Ramazan gösteriş ayı değildir.

Din kariyer basamağı değildir.

İnanç siyasî aparat hiç değildir.

İslam’a en büyük zararı, ona dışarıdan saldıranlar değil, onu kendi menfaatine alet edenler vermiştir tarih boyunca.

Ve bugün…

Yağmur yağan bir Ramazan akşamında hepimizin aynaya bakıp kendine sorması gereken soru şudur: Biz nerede savrulduk?

Çünkü artık kabul edelim:

Eski Ramazanlar sadece takvimde değil…

Vicdanlarda da eskide kaldı.Whatsapp Image 2026 02 21 At 13.29.31