Avrupa’da akaryakıt fiyatları artık yalnızca tüketicinin cebini değil, ekonominin tamamını ilgilendiren
önemli bir sorun haline gelmiş durumda. Avrupa Birliği’nde benzin ve özellikle motorin fiyatlarının
rekor seviyelere ulaşması, önümüzdeki dönemde enerji maliyetlerinin ekonomiler üzerindeki
baskısının devam edebileceğine işaret ediyor.
Avrupa Komisyonu verilerine göre 14 Eylül itibarıyla AB’de motorinin ağırlıklı ortalama litre fiyatı
2,159 euroya yükseldi. Bu seviyeler, Avrupa genelinde bir otomobilin deposunu doldurmanın
maliyetini de tarihi yüksek noktalara taşıdı. 50 litrelik bir motorin deposunun ortalama maliyeti
yaklaşık 108 Euro’ya ulaştı.
Ancak bana göre burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta sadece pompa fiyatı değil. Çünkü motorin
fiyatının geleceğini belirleyecek önemli unsurlardan biri rafineri marjları. Başka bir ifadeyle, ham
petrolün rafineride işlenerek motorine dönüştürülmesi sırasında ortaya çıkan maliyet ve fiyat farkı.
Avrupa’da motorin rafineri marjlarının son dönemde olağanüstü seviyelere çıkması, piyasadaki arz
sıkıntısının ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. S&P Global verilerine göre Avrupa’daki dizel marjı
eylül başında Amsterdam-Rotterdam-Anvers bölgesinde varil başına 98 dolara kadar çıkarak rekor
kırdı. Ağustos ortalaması ise 80,50 dolar seviyesindeydi.
Daha sonra bazı göstergelerde geri çekilmeler görülse de marjlar hâlâ tarihsel olarak çok yüksek
seviyelerde bulunuyor. Bu nedenle “fiyatlar biraz geriledi, sorun çözüldü” demek bana göre erken
olur.
Çünkü Avrupa’nın motorin piyasasında arz tarafında ciddi sorunlar yaşanıyor.
Orta Doğu’daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı'na ilişkin riskler, Rusya’nın petrol ürünleri ihracatındaki
kısıtlamalar ve Rus rafinerilerine yönelik saldırılar, piyasaya ulaşan motorin miktarını azaltıyor.
Reuters’ın aktardığı değerlendirmelere göre Rusya ve Orta Doğu kaynaklı motorin arzındaki kayıp
küresel piyasada ciddi bir açık oluşturmuş durumda.
Bunun üzerine Avrupa’da rafineri bakım döneminin yaklaşması da eklenince tablo daha karmaşık hale
geliyor.
İşte burada ekim ayı özellikle önem kazanıyor.
Avrupa Merkez Bankası uzmanlarının LSEG vadeli işlem verilerine dayanan değerlendirmesine göre
motorin rafineri marjlarının ekim ayında zirve yapması bekleniyor. Benzin marjlarında ise zirvenin
daha önce gerçekleştiği belirtiliyor.
Bana göre bunun anlamı açık: Avrupa’da motorin fiyatlarında bugünkü rekor seviyeler son nokta
olmayabilir.
Çünkü ham petrol fiyatı yükseldiğinde elbette akaryakıt fiyatları artıyor. Fakat bugün yaşanan
problemin önemli bir bölümü yalnızca petrolün pahalı olmasından kaynaklanmıyor. Asıl mesele,
petrolü motorine çevirecek yeterli rafineri kapasitesinin ve ürün arzının aynı hızda bulunamaması.
Bu ayrım son derece önemli.
Ham petrol piyasasında arz yeniden normale dönse bile rafinerilerdeki sorunlar devam ederse
motorin fiyatları yüksek kalabilir. Nitekim küresel piyasalarda motorin stoklarının azalması ve rafineri
kapasitesindeki kayıplar nedeniyle fiyatların ham petrole kıyasla çok daha hızlı yükseldiği görülüyor.
Avrupa’daki gelişmeler Türkiye açısından da yakından izlenmeli.

Çünkü Türkiye akaryakıt fiyatlarında Akdeniz piyasasını önemli ölçüde referans alıyor. Avrupa ve
Akdeniz havzasında rafineri marjlarının yükselmesi, petrol fiyatının yanı sıra motorinin ürün fiyatını da
yukarı çekiyor. Türkiye’de bunun etkisi döviz kuru ve vergilerle birlikte pompa fiyatlarına
yansıyabiliyor.
Burada özellikle taşımacılık sektörünü düşünmek gerekiyor.
Motorin sadece otomobillerin kullandığı bir yakıt değil. Kamyonlar, otobüsler, tarım makineleri, iş
makineleri ve lojistik araçlarının önemli bölümü motorin kullanıyor. Dolayısıyla motorin fiyatındaki
artış, birkaç gün içinde market rafındaki ürünün fiyatına doğrudan yansımayabilir ama taşıma
maliyetleri üzerinden ekonominin geneline yayılabilir.
Bu nedenle motorin fiyatındaki yükselişi yalnızca “akaryakıt zammı” olarak değerlendirmek eksik olur.
Benim açımdan asıl risk, yüksek enerji maliyetlerinin enflasyonla mücadeleyi zorlaştırmasıdır. Nitekim
Euro Bölgesi'nde enerji enflasyonu temmuzdaki yüzde 10,3 seviyesinden ağustosta yüzde 14,3'e
yükselmiş durumda.
Avrupa ekonomisi açısından da tablo kolay değil. Yüksek akaryakıt maliyetleri tüketicinin harcanabilir
gelirini azaltırken şirketlerin üretim ve lojistik giderlerini artırıyor. Bu da ekonomik büyüme ile
enflasyon arasında yeni bir denge sorunu yaratıyor.
Sonuç olarak Avrupa’da motorin fiyatlarında yaşanan gelişmelerin sadece bugünkü rakamlara
bakılarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Asıl kritik dönem ekim ayı olabilir. Eğer
rafineri marjları gerçekten beklendiği gibi zirve yapar ve jeopolitik riskler devam ederse, Avrupa’da
motorin fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması şaşırtıcı olmayacaktır.
Enerji piyasasında bugün artık petrolün fiyatı kadar, petrolün ürüne dönüştürülüp tüketiciye
ulaştırılabilmesi de önem taşıyor.
Bence önümüzdeki dönemin en kritik sorusu da tam olarak bu olacak: Avrupa yeterli motorini
bulabilecek mi, yoksa sınırlı arzın bedelini tüketici ve işletmeler daha yüksek fiyatlarla mı ödeyecek?
Ekim ayı bu sorunun cevabını görmek açısından önemli bir dönemeç olacak.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]